Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 510
» Son Üye: osonfuqo
» Toplam Konular: 4,274
» Toplam Yorumlar: 28,872

Detaylı İstatistikler

Son Aktiviteler
Mardin
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:34
» Yorumlar: 0
» Okunma: 118
Tillo
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:33
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13
Şirvan
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:33
» Yorumlar: 0
» Okunma: 12
Pervari
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:32
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13
Kurtalan
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:32
» Yorumlar: 0
» Okunma: 16
Eruh
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:31
» Yorumlar: 0
» Okunma: 12
Baykan
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:31
» Yorumlar: 0
» Okunma: 9
Siirt
Forum: Siirt
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 15:29
» Yorumlar: 0
» Okunma: 17
Tonya
Forum: Trabzon
Son Yorum: Aslan61
03-07-2020, Saat: 00:21
» Yorumlar: 59
» Okunma: 1,108
Maçka
Forum: Trabzon
Son Yorum: Aslan61
30-06-2020, Saat: 21:07
» Yorumlar: 27
» Okunma: 1,060

 
  Mardin
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:34 - Forum: Mardin - Yorum Yok

Mardin

Bu konuyu yazdır

  Tillo
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:33 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Tillo

Tillo nüfusu 2019 yılına göre: 4.260
Tillo yüzölçümü: 69 km²
Tillo rakım:  1.190 m (3.900 ft)

Tillo, Siirt ilinin bir ilçesidir.
Tillo, Doğu Anadolu'daki din eğitiminde önemli yeri olan medrese kültürünün önemli merkezlerinden birisiydi. Doğu illerinde ve Tillo'da doğmuş pek çok İslâm âlimi bu medreselerde yetişmiştir. Bunlardan bazıları; Şeyh Mansur, Şeyh Mücahid, İsmail Fakirullah ve Erzurumlu İbrahim Hakkı'dır.

Aydınlar olan ilçe adının eski adıyla değiştirilmesi için 2013 Ekim ayında TBMM Başkanlığına sunulan yasa teklifinin 30 Ekim 2013 tarihinde mecliste kabul edilerek yasalaşmasının ardından 7 Kasım 2013 tarihli Resmî Gazetede yayınlanmasıyla ilçenin adı Tillo olarak değiştirilmiştir.

Tarihiçesi: Tillo  İlçesi 3647 sayılı kanunla 18 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olmuştur. Tillo’nun Süryanice manası “Yüksek Ruhlar” ‘dır. 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sonunda Osmanlı egemenliğine geçen İlçe, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Siirt İli’ne bağlı bir bucaktı. 

Tillo Daha sonra ilçe olmuştur. İlçe’de İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz. gibi ilim adamları ve mutasavvıfların yaşamış olması İlçe’yi kültür açısından önemli kılmaktadır.

Coğrafi Durumu:İlçe, 42. boylam ve 38. enlem dereceleri arasında, Siirt’e 7 Km. uzaklıktadır. Doğusunda Pervari, kuzeydoğusunda Şirvan, batısında Siirt İli ile çevrilidir.İlçe’nin iklimi karasal iklim olup, yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır. 

İlçe’nin etrafı hafif engebeli dağlarla çevrilidir. Doğu tarafından kıvrımlı olarak Botan Çayı geçmektedir. Yeryüzü şekilleri bakımından engebelidir. Toprağı kireçli olup, tarıma elverişli arazisi azdır. Bitki örtüsü olarak bozkırlarla kaplıdır. Bodur ve çalılık ağaçlıkları çoktur. 

Orman bakımından zengin olmayıp, yer yer meşe, fıstık, bıttım, armut, badem ağaçları ile çok sayıda üzüm bağlarına rastlanmaktadır. İlçe su yönünden zengin olmadığı halde eski sarnıç ve kuyuları bolcadır. Ancak kuyu ve sarnıç suları kireçli ve tuzlu olmalarından ötürü pek kullanılmamaktadır. İlçe’nin ovası ve platosu yoktur.

Ekonomik Durum: Genel olarak ilçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmakla beraber, oldukça zayıftır. İlçe Merkezi’nde birkaç market ve çayhaneden başka bir işyeri yoktur.İlçe’de büyük oranda göç yaşanmıştır ve bu göç devam etmektedir. 

Siirt İli’ne çok yakın olması da İlçe’nin gelişmesi bakımından bir dezavantajdır.İlçe halkı geçimini genelde tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Arazi durumuna göre fıstık, üzüm ve bıttım yetiştirilmektedir.İlçe’de arıcılıkla iştigal eden kişiler olmakla birlikte arı kovanı sayısı oldukça azdır.

İlçe turizm açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Özellikle İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz.’leri gibi yurt ve dünya çapında adını duyurmuş ünlü simaların türbelerinin ziyaretçileri pek çoktur.

Tillo ilçesinde toplam 3 mahalle bulundu: Fakirullah Mahallesi / Mücahit Mahallesi / Saydanlar Mahallesi

Tillo ilçesinde toplam 6 köy bulundu: Akyayla köyü / Fersaf köyü / Hatrant köyü / İkizbağlar köyü / Sinep köyü / Taşbalta köyü

Fıstıkçılık:Fıstık, Güneydoğu Anadolu’nun tarımsal zenginliklerinden biridir. Siirt Fıstığı yetiştiriciliği Tillo İlçesi’nde yoğun olup, Antep Fıstığı’ndan daha iri yapılıdır. Bu yönüyle meşhur Antep ve İran Fıstığı ile rekabet edecek güçtedir. Fıstık, kuraklığa dayanıklı ve çok fazla bakım gerektirmeyen bir ağaç olduğu için üretimi çok rağbet görmüştür. 

Fıstık, yörede “Bıttım” denen yabani fıstık ağaçlarının aşılanması ya da fidanlıklarda yetiştirilen fidelerin (çöğür) dikimi ile üretilir. Siirt’teki fıstık bahçeleri Tillo’da yoğunlaşmıştır. Bu yörede üretilen fıstık ülke geneline pazarlanmaktadır.

İbrahim Hakkı (İsmail Fakirullah) türbesi: Tillo merkezde İsmail Fakirullah mezarlığının içerisindedir.
Üzerinde kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığını gösteren herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. XVII. yy. da yaşamış İsmail Fakirullah’ın öğrencisi

İbrahim Hakkı’nın vefatı ve Tillo’ya defnedilmesi sonrası inşa edilen türbe etrafında sonradan bir hazire oluşmuştur. Türbenin içindeki mezar taşları XIX.

yüzyıla ait olması nedeniyle de türbe XVIII. yüzyılda inşa edilmiş olmalıdır. 1963 yılında onarılan türbe orjinalliğini kısmen kaybetmiştir.

Yapı, bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü iki oda bir hol ile bir kuleden ibarettir. Türbe kare planlı ve üzeri tromp geçişli bir kubbeyle örtülüdür.

Yapının cephelerinde iki katlı pencereler açılmıştır. Türbenin yanındaki sekizgen kule 10 m yüksekliğindedir. Kulenin asıl özelliği Tillo’nun 4-5 km doğusundaki bir tepe üzerinde yapılmış olan Kalat’ül Üstad adı verilen bir duvarda açılan 0.40 x 0.50 cm çapındaki pence reden süzülen güneşin bu kuleye ayarlanmış olmasıdır. 

Her yılın 21 Mart yani Nevruz gününde doğan yılın ilk güneşi Kalat’ül Üstad penceresinden kuleye yansıtılmakta burada bir yansıtıcı ile kırılan güneş ışınları türbenin penceresinden içeri girerek hocası İsmail Fakirullah’ın sandukasının başucunu aydınlamaktadır.

Memduh Hazretleri Mezarlığı'nda, belediyenin talebi doğrultusunda başlatılan temizlik, kazı, restorasyon ve konservasyon çalışması devam ediyor.

Batman Müzesi Müdürlüğü ve Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zekai Erdal'ın bilimsel danışmanlığında mezarlık alanında 5 Haziran'dan bu yana sürdürülen çalışmalarla bölgenin tarihine ışık tutan bilgiler elde ediliyor.

Tarihi mezarlık geçmişe ışık tutuyor: Siirt'in Tillo ilçesinde tescillenen yaklaşık 250 yıllık mezarlıkta temizlik, kazı, restorasyon ve konservasyon çalışması sürüyor.

Dr. Öğr. Üyesi Erdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün onayı doğrultusunda mezar taşlarına mekanik ve kimyasal müdahalelerin yerinde gerçekleştirildiğini söyledi.

Bozuk ve dağınık olan pehle taşları ile baş ve ayak şahidelerinin usulüne uygun şekilde birleştirildiğini dile getiren Erdal, "Dağınık ve yıkık olan bu alan tekrardan ayağa kaldırılarak ülkemizde mezar taşı üzerinde çalışan kişilerin istifadesine sunulmuştur. Esas amacımız buranın gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarılmasıdır." dedi.

Mezarlığın Sultan Memduh'un türbe ve camisine yakın olduğunu belirten Erdal, 18. yüzyıldan bu yana mezarlıkta gömü işleminin devam ettiğini anlattı.

Osmanlı'da batılılaşma döneminin özelliklerini taşıyor. Sultan Memduh'un soyundan gelen kişilerin yanı sıra ona tabi olan kişiler ve sevenlerinin de bu mezarlıkta gömülü olduğuna dikkati çeken Erdal, 

"Bu bağlamda Van Ertuşi aşiretinden bir ağanın da burada metfun olması, mezar taşında hem müridi hem muhibbi şeklinde atfedilmiş olması Sultan Memduh'un bu bölgede ve Osmanlı'da tasavvuf yönünden ne kadar etkin bir şahsiyet olduğunu göstermesi açısından önemlidir." diye konuştu.

Büyük bir kısmında isim ve tarih bulunmayan mezar taşlarının Osmanlı'nın içinde bulunduğu batılılaşma döneminin özelliklerini taşıdığını aktaran Erdal, yazı ve üslup noktasında ise yerel unsurların söz konusu olduğunu ifade etti.

Mezar taşlarının baş ve ayak şahidelerinin iç ve dış yüzleri ile pehle taşlarında yazılar bulunduğuna işaret eden Erdal, "Burada dikkati çeken unsur ise özellikle pehle taşlarındaki yazılarda genelde Sultan Memduh'a ait olan ve büyük bir kısmı kendisinin yazdığı divanda geçen sözler yer alıyor. 

Bu konuyu yazdır

  Şirvan
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:33 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Şirvan

Şirvan nüfusu 2019 yılına göre 22.117.
Şirvan yüzölçümü:960 km²
Şirvan rakım, 1.330 m (4.360 ft)

Şirvan Siirt ilinin bir ilçesidir.


Şirvan ilçesi aynı zamanda pekmeziyle de ünlüdür. Dişlinar köyünde üretilen zivzik narı ile meşhur olup Ormanbağı Köyü üretimi pekmezi de meşhurdur. İlçede canlı alabalık tesisleri mevcut olup Siirt ili ile arasındaki mesafe 26 km dir. İki tarihi kilise sadece Şirvan ilçesi sınırları içerisinde bulunmakta olup Maden köyünde bakır madeni çıkmakta ve hammadde olarak da yurt dışına gönderilmektedir.

Tarihiçesi: İ.S. 77’de Roma Etkinliğine giren Şirvan, 395’ten sonra Bizans, 572’de Sasani Devleti sınırları içinde yer aldı. 700’lerde Arapların eline geçti. Yöre 1100’lerde Artuklu, 1243’te Moğol egemenliğine girdikten sonra 1514’te Osmanlı topraklarına katıldı.İlçe Cumhuriyet’ten önce İmparatorluk idaresinde Siirt Sancağı’na bağlı en eski yerleşim birimlerinden biridir. 1871 tarihli Diyarbekir Salnamesi’nde Siirt Sancağı’na bağlı dört kaza arasında Şirvan Kazası’da sayılmaktadır. Daha önceleri Küfre Beyliği, Şirvan’da uzun süre egemenliğini sürdürmüştür. Şirvan’da “Küfre” diye anılan mahallenin adı o zamandan kalmıştır. 1871 yılında Şirvan, Siirt vilayet olmadan önce Bitlis İli’ne bağlı bir bucaktı.


Coğrafi Konumu:Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Siirt sınırları içerisinde yer alan Şirvan, İl’in hemen kuzeyindedir. İlçe’nin doğusunda Pervari İlçesi, batısında Baykan İlçesi, kuzeyinde Bitlis İli, doğusunda Hizan İlçesi, güneyinde Siirt İli vardır. 1.034 Km2 yüzölçümü olup, 55 köyü vardır. Şirvan engebeli arazisi fazla olan ilçelerden biridir.

Şirvan’ın başlıca dağları; kuzeyinde Hasteri Dağı, kuzeydoğusunda Bardak Dağı, Siser Tepesi ve Bacavan Dağı, güneyinde Kaş Dağı bulunmaktadır. İlçe’nin iklimi kara iklimidir. Kışları soğuk olup, yazları sıcaktır. Sonbahar ve kış mevsimleri yağışlı geçmektedir.



Ekonomik Durum: İlçe’nin geçiminde ve halkın kalkınmasında hakim unsur hayvancılıktır. Bunun yanında ceviz, fıstık, nar ve çeltik zirai üretimin başta gelen ürünleridir. Ekonomik hayat 1965 yılından itibaren devamlı bir gelişme içerisindedir. 100 Ha. kadar ekimi yapılmakta olan çeltik üretimi başta gelen geçim kaynağı olup, bunun yanında hayvancılık ile İlçe Merkezi’nde bulunan tuz ocakları da ilçe için önemli gelir kaynaklarıdır. Maden Köyü’nde bulunan bakır madenleri işletmeye hazır beklemektedir. Madenin görünür rezervi 27.000.000 Ton’dur. Halk’ın diğer geçim kaynağı olan hayvancılık geçen yıllara oranla çok düşmüştür. Son zamanlarda kaymakamlıkça halka dağıtılan arı kovanları ile arıcılık yöre halkı için bir geçim kaynağı olmuştur. Seracılık ve alabalık tesisleri yeni yeni kurulmakta olup, halkı üretkenliğe teşvik etmekte ve yeni geçim kaynağı olarak görülmektedir.



Şirvan ilçesinde toplam 5 mahalle bulundu: Bağcılar Mahallesi / Fatih Mahallesi / Kırtepe Mahallesi / Küfre Mahallesi / Sit Mahallesi



Toplam 55 köy bulunmaktadır: Adıgüzel Köyü / Akçayır Köyü / Akgeçit Köyü / Akyoküş Köyü / Bayındır Köyü / Belençay Köyü / Çeltikyolu Köyü / Cevizlik Köyü / Çınarlı Köyü / Daltepe Köyü / Damlı Köyü / Demirkapı Köyü / Derinçay Köyü / Dişlinar Köyü / Doğruca Köyü / Durankaya Köyü / Elmadalı Köyü / Gözlüce Köyü / Gümüş Köyü / Hürmüs Köyü / İkizler Köyü / İncekaya Köyü / Kalkancık Köyü / Kapılı Köyü / Karaca Köyü / Kasımlı Köyü / Kayahisar Köyü / Kesmetaş Köyü / Kirazlı Köyü / Kömürlü Köyü / Maden Köyü / Meşecik Köyü / Narlı Köyü / Ormanbağı Köyü / Ormanlı Köyü / Otluk Köyü / Oya Köyü / Özpınar Köyü / Özyurt Köyü / Pirinçli Köyü / Sarıdana Köyü / Soğanlı Köyü / Soğuksu Köyü / Suluyazı Köyü / Taşlı Köyü / Taşyaka Köyü / Tatlıpayam Köyü / Yağcılar Köyü / Yamaçlı Köyü / Yarım Tepe Köyü / Yaylacı Köyü / Yayladağ Köyü / Yedikapı Köyü / Yolbaşı Köyü / Yolkaya Köyü

Bu konuyu yazdır

  Pervari
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:32 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Pervari

Pervari nüfusu 2019 yılına göre: 30.858.
Pervari yüzölçümü: 1.459 km² (563 mil²)
Pervari rakım: 1.380 m (4.520 ft)

Pervari, Siirt ilinin bir ilçesidir.

Tarihçe: İ.Ö. 550’lerde Persler sonra da Makedonyalılarda işgal edilen yöre İ.Ö. 306’da Selokid Krallığı sınırları içinde kaldı. İ.Ö. 129’da Partlar’ın eline geçen Pervari İ.S. 77’de Roma İmparatorluğuna katıldı. IV ve V. Yy.’larda Bizanslarla Sasanlılar arasında el değiştiren yöre 700’lerde Arap Etkinliği’ne girdi. 1243’te Moğollarca işgal edildi. 1514’te Osmanlı topraklarına katıldı.


Pervari Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Tanzimat’tan sonra 1852 yılında Siirt Sancağının Eruh Kazası’na bağlı bir nahiye olarak mülki taksimatta yer almıştır. Cumhuriyetten önce ilçe olduğu bilinmekte ise de, ilçe oluş tarihi kesinlikle saptanamamıştır.

Pervari İlçesi Siirt İli’nin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kuzeyini Hizan ve Bahçesaray İlçeleri, doğusunu Çatak ve Beytüşşebap İlçeleri, güneyini Şırnak İli ve Eruh İlçesi, batısını ise Aydınlar ve Şirvan İlçeleri çevrelemektedir. Alanı 1.459 Km2’dir.

İlçe son derece dağlık olup, sarp ve derin vadilerle birbirinden ayrılmış kompartımanlar halindedir. Vadilerin ayırdığı bölümlerde çeşitli yükseltilerde ova, plato ve dağlara rastlanır. İlçe Merkezi’nin denizden yüksekliği 1.380 M.’dir.

İki en önemli dağları Yazlıca (2.953 M.) ve Körkandil (2.759 M.) Dağları’dır. Yazlıca büyük bir dağ silsileleri olup, üzerindeki en yüksek mevkiler Nartepe ve Kumras Tepeleri’dir.

İlçe’nin en önemli akarsuları doğu-batı yönünde akan Botan Çayı ve Müküs Çayı’dır. Bunlar Güleçler Köyü yakınlarında birleşirler. Yazlıca Dağı eteklerinden çıkan Kilis Çayı yine doğu-batı yönünde akarak Botan Çayı ile birleşir. Bunların dışında Çemikarı, Masiri, Sinebel Deresi, Zere ve Bakirma Dereleri sürekli su taşıyan önemli derelerdir.

En önemli göller; yazın bataklığa dönüşen Zervin ve Zirin Gölleri’dir.
Pervari Karayolu bağlantısı olarak yalnızca Siirt İl Merkezi’ne 1971 yılından beri 96 Km.’lik bir yolla bağlıdır.  Aynı zamanda ilçe Van İl Merkezi’ne 150 Km. mesafede olup, toplam olarak Siirt-Pervari-Çatak-Van güzergahı 246 Km.’dir.

Coğrafya:Pervari ilçesi, Siirt ilinin kuzey doğusunda yer almaktadır. Kuzeyini Hizan ve Bahçesaray ilçeleri, doğusu Çatak ve Beytüşşebap ilçeleri, güneyini Şırnak ili ve Eruh ilçesi, batısını ise Aydınlar ve Şirvan ilçeleri çevrelemektedir. İlçe merkezi Şakiran ve Adiyan adlı iki mahalleden oluşur. Herekol Dağı ilçe sınırları içinde yer alır.

Eskiden Bervade adıyla da anılan kasaba, ilçenin kuzey kesiminde yer alır. 92 kilometrelik uzun bir yolla Siirt'e ulaşılan bu ilçede belediye 1927 yılında kurulmuştur.

Pervari ilçesinde toplam 4 mahalle bulundu: Aydın Mahallesi / Gazi Mahallesi / Kale Mahallesi / Şakiran Mahallesi

Pervari ilçesinde toplam 41 köy bulundu: Ayvalı Bağ Köyü / Beğendik Köyü / Bent Köyü / Beyler Oluk Köyü / Çat Köyü / Çavuşlu Köyü / Çoban Ören Köyü / Çukur Köyü / Doğan Köyü / Doğanca Köyü / Dolu Salkım Köyü / Düğüncüler Köyü / Ekin Düzü Köyü / Erkent Köyü / Gökbudak Köyü / Gökçe Kuru Köyü / Göleçler Köyü / Gölgeli Köyü / Gümüşören Köyü / Karasungur Köyü / Keskin Köyü / Kışlacık Köyü / Koca Çavuş Köyü / Köprüçay Köyü / Kovanağzı Köyü / Medrese Köyü / Narsuyu Köyü / Okçular Köyü / Orman Dalı Köyü / Palamutlu Köyü / Sarı Yaprak Köyü / Sarıdam Köyü / Söğüt Önü Köyü / Tasdibek Köyü / Toprak Tepe Köyü / Tosuntarla Köyü / Tuzcular Köyü / Üçoyuk Köyü / Yarık Ses Köyü / Yeni Aydın Köyü / Yukarı Balcılar Köyü

Bu konuyu yazdır

  Kurtalan
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:32 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Kurtalan

Kurtalan nüfusu 2019 yılına göre: 60.180
Kurtalan yüzölçümü: 817 km²
Kuralan rakım‎: ‎630 m (2.060 ft)

Kurtalan (Kürtçe: Misirc), Siirt ilinin bir ilçesidir.

Tarihçe:İlçe topraklarında eski medeniyetlere ait yerleşim kalıntıları (Erzen, Zokarno ve Bemheri gibi) olmasına rağmen, ilçenin tarihi hakkında net bilgiler mevcut değildir. Tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıl başlarında Şerefhan Beyliği toprakları içinde kalan yöre, 1514 Çaldıran Muharebesi'nden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

Bugün ilçe merkezi olan Kurtalan şehrinin tarihi idari yönetim olarak pek eskiye dayanmamaktadır, ancak bölge yerleşim olarak çok eski tarihlerden bu yana varlığını korumuştur. Günümüzden yaklaşık olarak 100-150 yıl önce, Oyacık (Teylan) köyünün Gedikbaşı (Bataş) Mahallesinde ikamet eden Farooğulları Aşireti'nin üyeleri tarafından kurulduğu sanılmaktadır. 

Bilinmeyen bir nedenle köylerinden göç eden 3-5 aile Zengan Tepesinin eteğindeki derenin her iki yakasına yerleşerek, bugünkü Kurtalan şehrinin temeli olan Misriç Köyünü kurmuşlar. Osmanlı Devleti zamanında Misriç Köyünün de içinde bulunduğu yöre "Garzan" olarak bilinmekteydi. Garzan, Siirt vilayetinin bir ilçesi durumundaydı. 

İlçe merkezinin yeri çeşitli nedenlerle birkaç defa değiştirilmiştir. 1904 yılında Beşpınar (Alenz) köyüne taşınan ilçe merkezi, bir yıl sonra bilinmeyen bir nedenle Beykent Köyüne, daha sonra Kayabağlar (Zokayt) köyüne, oradan da Saipbeyli (Beybo) köyüne ve daha sonra da Garzan Beylerinin etkisiyle Yanarsu (Zok) köyüne taşınmıştır. 

1938 yılına kadar Zok köyünde bulunan ilçe merkezi, Zok köyünün diğer köylere uzaklığı, merkezi konumda olmayışı ve Demiryolu yapımı neticesiyle, bu yolun son durağı haline gelen Misriç köyüne taşınma isteği gibi nedenlerden dolayı, 1 Haziran 1938 tarihinde çıkarılan bir kanunla ilçe merkezinin Misriç köyüne taşınması ve ilçe merkezi ile idari yapının adının "Kurtalan" olarak değiştirilmesi kabul edilmiştir. 

Aynı kanunda eski ilçe merkezi olan Zok köyünün adının Yanarsu olarak değiştirilmesi ve buranın Kurtalan ilçesine bağlı bucak merkezi haline getirilmesi de kararlaştırılmıştır. İlçe merkezi fiilen 1944 yılında Kurtalan'a taşındı.

Bozhöyük (Siirt/Kurtalan): Çağdas Bozhöyük Köyü, Bakır Çağı'ndan kalma bir yerleşiminin üzerine kurularak altında kalan yaklaşık 7000 yıllık kültür katmanları tahrip edilmiştir.

Çayırlı (Siirt/Kurtalan): İlk olarak Bakır Çağı'nda yerleşilen höyük, günümüzde de iskan edilmektedir. Çayırlı köyünün evleri, yerleşimin neredeyse tüm yamaçlarını kaplamıştır. 

Batısı ise oldukça dik bir yamaç olduğu için, imar faaliyetleri bu alanda sürdürülememiştir. Höyük üzerinde, evlerin su ihtiyacını karşılamak için, köy hizmetlerinin yaptırdığı bir su deposu, yol ve iki adet telefon direği mevcuttur.

Coğrafi Konumu: Kurtalan ilçesi, yurdumuzun yedi coğrafi bölgesinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin, Dicle Bölümünde yer alır. İdari bakımdan Siirt İlinin bir ilçesi statüsünde olan Kurtalan'ın doğusunda Siirt Merkez İlçe, batısında Beşiri İlçesi, güneybatısında Hasankeyf İlçesi, kuzeyinde ise Baykan İlçesi bulunmaktadır. 

Haydarpaşa-Kurtalan demiryolu hattının son istasyonu durumundaki ilçe merkezi, Siirt'i Batman'a ve dolayısıyla Diyarbakır'a bağlayan kara yolunun da üzerinde bulunur.

669.25 kilometrekare yüz ölçüme sahip olan ilçede, 2012 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 56.740 kişi sayılmıştır. Kilometrekareye 84 kişi düşmektedir.(Bu sayı Türkiye ortalamasının altındadır.) Toplam nüfusun 30.087’si ilçe merkezinde, geri kalan 26.653'ü ise köy ve kasabalarda yaşamaktadır. köy ve kasaba nüfusu önceki iki yıla göre düşmüştür.

İlçe arazisi, umumiyetle dalgalı, arızalı, çıplak sırtlarla vadilerden; yer yer genişçe düzlüklerden ibarettir. Kaynağını Sason Dağlarından alan Garzan Çayı ve kolları, geniş vadileri sulu tarıma uygun alanları teşkil ederler. Güneyde Beşiri ilçesi ile doğal sınırı teşkil eden iki önemli yükselti vardır: 

Biri 1530 m. yüksekliğindeki Dilek Tepesi(Kozdağ), öbürü ise 1050 m. yükseltili Garzan Dağıdır. Garzan Çayı, Başur ve Reşan Çayları Kurtalan'ın önemli akarsularıdır. Reşan Çayı ve Garzan Çayı, Çattepe Köyü yakınlarında birleşmektedir. Ekinli ve Yayıklı Köylerinde birer sulama göleti bulunmaktadır.

Yazların sıcak ve kurak kışların nispeten ılık geçtiği ilçede en fazla yağış ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yağışların genellikle yağmur şeklinde olduğu ilçede kışın kar yağışları da görülmektedir. Karın yerde kalma süresi 20 günü aşmamaktadır. 

Bugüne kadarki en düşük kış sıcaklığı -18.5 derece, en yüksek kış sıcaklığı 19,5 derece, en düşük yaz sıcaklığı 5,5 derece ve en yüksek yaz sıcaklığı 43,5 derece olarak ölçülmüştür. Sıcaklığın çok yüksek değerlerde seyrettiği yaz aylarında, buharlaşmanın da şiddetine bağlı olarak kuraklık görülmektedir. 

İnsanlar temel ihtiyaçları için gerekli olan suyu bile çok zor temin etmektedir. Kurtalan'ın içinde bulunduğu alanın 400-500 metre derinliğe kadar dolgu olması yüzünden yağışla gelen suyun dibe sızması ve suyu tutacak ormanların olmayışı kuraklığı arttıran diğer nedenlerdendir.

Kurtalan Ekspresi: Cumhuriyetin kuruluşundan 21 yıl sonra, Cumhuriyetin kurulduğu gün başladığı seferlerinde ilk istasyondan son istasyona kadar olan 1212 kilometrelik güzergah boyunca Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Malatya, Elazığ, Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere 70'ten fazla durakta yolcularını selamlıyor.

Merhum Sanatçı Barış Manço'nun da esinlenerek 1972 yılında kurduğu müzik grubuna adını verdiği, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Taşımacılık A.Ş'nin Kurtalan Ekspresi'nde yolculuk, Ankara'dan başlayıp Siirt'in Kurtalan ilçesinde son buluyor.

Demir yolu ulaşımında Türkiye'nin en eski hatlarından olan Kurtalan Ekspresi ile yolculuk 23 saatte tamamlanıyor.
Seferler bazen başlangıç bazen de dönüş hikayelerinin adresi olurken, yolculuk boyunca geçilen güzergahlar yolculara görsel bir şölen sunuyor.

Kurtalan ilçesinde toplam 16 mahalle bulundu: Bağlar Mahallesi / Bahçelievler Mahallesi / Çeşme Mahallesi / Cumhuriyet Mahallesi / Dicle Mahallesi / Fırat Mahallesi / Garzan Mahallesi / Güney Mahallesi / Kayalı Mahallesi / Kültür Mahallesi / Seyrantepe Mahallesi / Sümer Mahallesi / Tekel Mahallesi / Yayıkdere Mahallesi / Yeni Mahallesi / Yenidoğan Mahallesi

Kurtalan ilçesinde toplam 50 köy bulundu: Karabağ Köyü / Karakaya Köyü / Karapınar Köyü / Kayalı Su Köyü / Kılıçlı Köyü / Köytepe Köyü / Oyacık Köyü / Şenköy Köyü / Taşoluk Köyü / Tatlı Köyü / Tosunbağ Köyü / Tulumtaş Köyü / Tütün Köyü / Uluköy Köyü / Yakıntepe Köyü / Yalıklı Köyü / Yanarsu Köyü / Yellice Köyü / Yeşilkonak Köyü / Yolboyu Köyü / Yoldurağı Köyü / Yunuslar Köyü / Yürek Veren Köyü / Yuvalı Köyü

Bu konuyu yazdır

  Eruh
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:31 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Eruh

Eruh nüfusu 2019 yılına göre: 18.931
Eruh rakımı: 1.125 m
Eruh yüzölçümü: 1.363 km²

Eruh (Kürtçe: Dih), Siirt ilinin bir ilçesidir.

Tarihçesi:Eruh’un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Eruh M.Ö. 1000 yıllarından itibaren Urartu, daha sonra Med, Pers, Selçuk ve İslam İmparatorlukları hakimiyetinde kalmış olup, Yavuz Sultan Selim zamanında bölge ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

Siirt İli’nin en eski ilçelerinden biri olduğu Hicri 1288, Miladi 1872 tarihli Diyarbekir Salnamesi’nde (yıllıkta) Siirt Sancağı’na bağlı 4 kaza arasında Eruh Kazasıda sayılmakta; Zilan, Dergül ve Pervari adlarında 3 nahiyenin bağlı olduğu, Hicri 1315, Miladi 1899 tarihli Bitlis Salnamesi’nde; 

Eruh’un Siirt Sancağı’na bağlı bir kaza olduğu Dergül, Lodi ve Fındık adlarında 3 nahiyesinin bulunduğu kaydedilmekte olup, her iki tarih arasında Pervari Nahiyesi’nin Eruh’tan ayrılarak ayrı bir ilçe haline geldiği anlaşılmaktadır.Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte il olan Siirt İli’ne bağlı ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.

Coğrafya: Siirt ile Şırnak illerini birbirine bağlayan anayolun (98 km) ortasında yer alan Eruh ilçesi; doğusu Şırnak, batısı Siirt illeri, kuzeyi Pervari, güneyi Güçlükonak ilçeleri ile çevrilidir. Eruh ilçe merkezinin nüfusu 10.720, köyleri ile birlikte toplam nüfusu 20.257'dır. İlçe il merkezine 53 km uzaklıkta olup, rakımı 1.125 m. Yüzölçümü 1.215 km2'dir.

Topraklarının büyük bir bölümü dağlarla kaplı olup, arazi dalgalı ve engebeli bir yapıya sahiptir. Eruh ilçesi güneyinde ve kuzeyinde Güneydoğu Torosları'nın uzantısı olan sıra dağlar arasında bulunmakta, bu dağlar güneyden ve kuzeyden Şırnak ve Hakkâri dağları ile birleşir. 

İlçenin en yüksek dağı 2265 m yüksekliğindeki tarti (terazın), 2100 m yüksekliğindeki Tünek (aval) dağıdır. Eruh’un kuzeyinde bulunan Tarti (terazın) dağında Terazın ve Çirav, Cevizlik vadisinde geri ve kısa çeşme yaylaları mevcut olup, bu yaylalar hayvancılık açısından büyük önem arz etmektedir.

İlçeye bağlı Kuşdalı köyü, Tatlıpınar mezrası yakınındaki kaynaktan çıkan Zorava çayı; Siirt il merkezine bağlı Sağlarca köyü sınırlarında bulunan botan köprüsünde, Botan ırmağı ile birleşir. Görendoruk köyü mir suyu kaynağından çıkıp, Bilgili köyü Mergi mezrası yakınlarında Zorava çayı ile birleşen Şikefta çayı da Botan ırmağına akmaktadır. Özellikle yaz aylarında debisi düşüktür.

İlçe hem Doğu Anadolu Bölgesi, hem de Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yeralmasından dolayı her iki bölgenin de iklimi yaşanmakta olup, genel olarak karasal iklim hüküm sürmekte; kışları sert ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Ortalama yıllık sıcaklık 14–31, yıllık yağış miktarı ise 67.401 m3'tür.

Toplam 3 mahalle bulunmaktadır: Dih Mahallesi / Fatih Mahallesi / Sarıgül Mahallesi

Toplam 68 köy bulunmaktadır: Akdiken Köyü / Bağgöze Köyü / Balıkavak Köyü / Baltalı Mezra Köyü / Bayıryuzu Köyü / Bayramlı Köyü / Bilgili Köyü / Bingül Köyü / Bölüklü Köyü / Bozkur Köyü / Budamış Köyü / Buzaklı Köyü / Çayırlı Köyü / Çeltik Suyu Köyü / Çetin Kol Köyü / Çimencik Köyü / Cintepe Köyü / Çırpılı Köyü / Çizmeli Köyü / Dağaklı Köyü / Dağdöşü / Dalkuru Köyü / Demir Emek Köyü / Demirçilek Köyü / Dikboğaz Köyü / Dönerdöver Köyü / Dursunlar Köyü / Düzeran Köyü / Ekin Yolu Köyü / Erenkaya Köyü / Garisali Köyü / Garisan / Habeş Köyü / Gelen Kardeş Köyü / Gelik Açar Köyü / Gölgeli Konak Köyü / Gönül Aldı Köyü / Gören Doruk Köyü / Gülburnu Köyü / Ilıca Köyü / Karadaylar Köyü / Kaşık Yayla Köyü / Kavak Özü Köyü / Kavakgülü Köyü / Keklik Tepe Köyü / Kemerli Köyü / Kılıç Kaya Köyü / Körüklü Kaya Köyü / Küşdalı Köyü / Narlıdere Köyü / Ofaça Köyü / Ormanardı Köyü / Ortaklı Köyü / Oyma Kılıç Köyü / Özlü Pelik Köyü / Payamlı Köyü / Salkımbağlar Köyü / Savaş Köyü / Sevindik Köyü / Suran Köyü / Tatlı Pınar Köyü / Tünek Dinar Köyü / Üzümlü Köyü / Yanılmaz Köyü / Yelkesen Köyü / Yeni Yaprak Köyü / Yerli Çoban Köyü / Yeşilören Köyü / Yokuşlu Köyü

Bu konuyu yazdır

  Baykan
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:31 - Forum: Siirt - Yorum Yok

  • Baykan

Bu konuyu yazdır

  Siirt
Yazar: Aslan61 - 03-07-2020, Saat: 15:29 - Forum: Siirt - Yorum Yok

Siirt

Siirt nüfusu 2019 yılına göre: 330.280'dir.
Yüzölçümü toplam: 6,182 km² (2.386 mil²)
Siirt rakım: 902 mt
İl alan kodu: 484
İl plaka kodu: 56


Siirt, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir.

Siirt adının Sami Dili’nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili’nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa’rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird, gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. 

Süryani’ler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX.Yy.’da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç yer” manasına geldiği söylenir. 

Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK’in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi’nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT Tarihi’nde Serad; Şemsettin SAMİ’nin Kamus’unda Tiğrakert olarak geçmektedir.

Şimdiki Siirt, eski Siirt’in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğu için yukarıdaki sözü edilen “Sırt” kelimesi mevki ve kelime ilgisi bakımından daha uygun olarak görülmektedir.

Tarihsel Gelişimi: Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. 

Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.Yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 

1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J.BRAIDWOOD başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli’nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans–İslam ve Yakınçağ’ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk – İslam Kültürü’nün etkisiyle biçimlenmiştir.

M.Ö. 3000 – İslam Uygarlıkları Dönemi: İ.Ö. 3000 ve 2000’lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya’da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde ise Doğu Anadolu’nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. 

İki kültürün kesiştiği yerde bulunan Siirt’te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.M.Ö. 3000’lerde yöreye egemen olan Hurri’lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu, Asur, Med ve Pers’ler de hakimiyet kurmuşlardı.Siirt’in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. 

Urartular, İskitler, Medler ve Persler, egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150’lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları’nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. 

Yöreyi etkileyen Roma – Part, Roma – Sasani Savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300’lerde Hıristiyanlık yayılmaya başladığında Zerdüş Dini’ni benimseyen Sasaniler, yörede Hristiyan kıyımı yapmışlardır.

İslam Uygarlıkları Dönemi: 639’da Elcezire’nin fethi için görevlendirilen İlyas Bin Ganem, Diyarbakır yöresini İslam mücahitlerine açtığı zaman Siirt’te aynı akibete uğramıştır. 

Diyarbakır’ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid Bin Velid, Hasankeyf Savaşı’nda muzaffer olduktan sonra Siirt’e yürümüş, şehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek, şehri teslim etmiştir. Bundan sonra Siirt Hakimliği’ne, sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem tayin olunmuştur.

661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt’i de hakimiyet altına almıştır. Emeviler’den sonra hilafet makamını ele geçiren Abbasiler, Diyarbakır, Silvan ve Siirt’i de ele geçirmişlerdir.Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir “Harici” Merkezi’ydi. 

IX.Yy.’dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, Mervanoğulları Dönemi’nde Şafiîlik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra Mervanoğulları Dönemi’nde Şafiî’lik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede Arap – İslam Kültürü’nün etkisi Türklerin Dönemi’nde de sürmüştür.

Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Dönemi: Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamış ve Büyük Selçuklu Devleti’nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri kurulmuştur. Siirt Yöresi, Hasankeyf Artuklular’ın yönetimindeydi. 

Artuklular’a bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve askerleri, kentlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları; Artuklular’da Türkmen Geleneği’nin güçlülüğünü göstermektedir. 

Bağlı oymaklara “ok gönderme” biçimindeki Orta Asya Geleneği de Artuklar’da sürmekteydi.Artuklular’dan sonra Siirt’e Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur. Akkoyunlular yöreye Türkmenleri yerleştirmiştir. Safeviler Dönemi’nde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Şiî’lik yaygınlaşmıştır. 

Anadolu’da Şiîliğin etkisini kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü’nden Malatya ve Diyarbakır’a kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti’ne bağlamak istemiştir. Bunun için Kürt kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi’nin yardımıyla Siirt Osmanlı yönetimine geçmiştir. 

Bu dönemde Siirt yarı, özerk beylerin yönetiminde, aşiret kültürünün egemen olduğu bir yerdir.XVI.Yy.’da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına kadar bu devlete bağlı kalmıştır.XIX.Yy.’ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan Siirt Beyleri’nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba harcanmıştır. 

Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir. Ancak Tanzimat’tan sonra 1864 Vilayet Nizamnamesi ile kaza haline getirilerek İstanbul’dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir.

19. Yüzyılda Siirt: XIX.Yy. içerisinde Siirt’te meydana gelen tek siyasal olay 1894 tarihinde Sason’da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. Rusya ve İran’daki Ermeni Komiteleri’nin de kışkırtması ile büyük bir isyan olayı ile karşılaşıldı. 

Bu durum karşısında Osmanlı Devleti sert tedbirler almak zorunda kaldı. Sason ayaklanması İngiltere’yi harekete geçirdi. Çünkü, Ermeni meselesi, Rusya ve İngiltere’yi menfaat çatışmasında birleştiriyordu. İngiltere Ermeni’lerin bağımsızlığını isterken; Rusya, Ermeni’lerin Rusya’ya katılmasından yanaydı. 

Merkezi Tiflis’te olan Ermeni Hınçak Komitesi ile Taşnaksutyun Komiteleri’nin amacı, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenilerin Rusya ve İran’daki bütün Ermenilerle birleştirip bağımsız bir Ermenistan Devleti’nin kurulmasını sağlamaktı.Böyle bir amaç İngiltere’yi memnun etmesine rağmen, Rusya, kesinlikle karşı çıkmıştı.

8 Ağustos 1884’te Sason’un Şenlik Köyü’nde, Kürtlerin birkaç koyunu gasbetmesi ile başlayan olaylar, Ermenilerin Türk Köyleri’nde katliama girişmesi ile genişlemiştir.Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direnişte bulunmak üzere daha önceden anlaşmaları da olayların genişlemesinde etkili olmuştur.

Ermenilerin başlattığı bu ayaklanmayı II. Abdülhamid’in görevlendirdiği VI. Ordu bastırmıştır.Osmanlı Devleti’nin bu döneminde Siirt Yöresi’nde genellikle yarı özerk bir yönetim biçimi hakimdi. 1831’de yapılan Osmanlı nüfus sayımı kayıtlarında, XIX.Yy.’da Siirt Yöresi’nde Hazzo (Kozluk)’nun Diyarbakır Eyaleti’ne bağlı bir hükümet olduğu belirlenmiştir.

Bugün Siirt İli’nin kazalarından biri olan Şirvan (Şirve) ise liva olarak Van Eyaleti içinde yer almaktaydı.1867 Vilayet Nizamnamesi, Siirt Livası’nın Diyarbekir Vilayeti’ne bağlı olduğunu göstermektedir.Siirt Livası’nın, Merkez kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan’ın eski yerleşme yeri, şimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.

1877’de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason’dan oluşan Siirt Sancağı, Diyarbekir Vilayeti’ne bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880’de de korudu.1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağı’nın Diyarbekir Vilayeti’nden ayrılarak, Bitlis Vilayeti’ne bağlandığını ifade etmektedir.

Eskiden Siirt İli’ne bağlı olan Beşiri Kazası, Diyarbekir Vilayeti Merkez Sancağı’na bağlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, Muş, Genç ve Siirt Sancakları’ndan oluşmaktaydı.Siirt Sancağı’nın ise, Merkez Kaza, Şirvan, Eruh, Pervari ve Garzan (Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı.

1896 Devlet Salnamesi kayıtlarında daha önce Siirt’e bağlı iken bugün Batman’a bağlı olan Sason Kazası’nın Muş Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir.Siirt Sancağı 1892 – 1896’daki yönetsel konumunu 1903’te ve 1916’da da korumuştur.1918’de Siirt Sancağı’nın yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak’ın ilave edilmesiyle kaza sayısının 6’ya çıkarılmasıydı.

Milli Mücadele’de Siirt: Siirt, Milli Mücadele Dönemi’nde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt’in, Rus tehlikesini atlattıktan sonra, karşılaştığı diğer bir tehlike de İngiltere idi. İngilizlere ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt’e gelerek birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmişti. 

Siirt, bunun dışında yabancı güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneği’ni teşkil eden Siirt’in münevver zümresinin Milli Mücadele’nin gerçekleşmesinde gösterdiği medeni cesaret takdire değer bir vatanseverliktir.

II. Meşrutiyet Dönemi’nden itibaren Siirt’ten de milletvekili seçilmeye başlanmış, ilk olarak Abdülrezzak Efendi; 1908 – 1912 tarihleri arasında bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla; Nazım Bey (Nisan 1912–Ağustos 1912), Şeyh Nasreddin Efendi (1914–1918) tarihleri arasında görev yapmıştır.

Ardından Siirt’ten Halil Hulki Bey; 12 Ocak 1920’de toplanan Dördüncü Dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Siirt’i temsil etmiştir. Siirt, Milli Mücadele hizmetlerine devam ederek, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği olarak önce Vahideddin’e, Sadaret’e, Hariciyye’ye, İtilaf Devletleri Müesseseleri’ne, İzmir’deki Reddi İlhak Cemiyeti’ne, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’ne telgraflar gönderilmiştir.

Anadolu’nun her il ve ilçesinde olduğu gibi Siirt’te de “Müdafaa-i Hukuk Derneği” kurulmuş, başkanlığına da İl’in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN getirilmiştir.Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, İl’in ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdülkerim Bey’lerden ibaretti. 

Bu dernek Atatürkçü Düşünce ışığında İstanbul Hükümeti’ne ve İşgal Devletleri’ne karşı koymaktan hiç çekinmemiştir.Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresi’nde belirttiği, “Her ilden bir delegenin gönderilmesi” fikrine sadakatle bağlı kalınmış, dernekçe seçilen Cemil AYDIN, Atatürk’ün başkanlığında oluşturulan kongreye katılarak, kongre kararlarını içeren kitabı getirmiş ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Siirt Şubesi’ne vermiştir.

Halil Hulki AYDIN milletvekili seçilerek Siirt’ten ayrıldıktan sonra bu derneğin başkanlığına Ömer ATALAY getirilmiş, derneğe üye olarak da Cemil AYDIN, Şebap ÖZEL, Muhammed Fehmi FIRAT, Yahya Hikmet YAVUZ ve Bilal EVİN’in lüzum üzerine seçilmeleri uygun görülmüştür.Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti’ne bağlı bir sancaktı. 

Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh, Şirvan ve Şırnak’tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt Merkez Kazası idi. Bununla birlikte Siirt’in nüfusunda 1890’lardan itibaren hızlı bir düşüş olmuş, 60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914’de 30.000 civarına inmiş, bu düşme I. Dünya Savaşı Dönemi’nde de devam etmiştir.

Bu düşüşte Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan yararlanarak, Doğu ve Güneydoğu’da işgal hareketlerini sürdüren Rusların da etkisi olmuştur. Siirt’in ileri gelenleri ve yaşlıları bu konu ile ilgili şunları söylemektedir.

 “Ruslar’ın işgallerinin, Bitlis’in Deliklitaş Mevkiisi’ne kadar geldiği Siirt halkı tarafından öğrenilince, halk arasında panik doğmuş, halkın bir kısmı kaçmak düşüncesiyle eşyalarını toplarken, çoğunluğu oluşturan Siirt halkı Müdafaa-i Hukuk Derneği’nin yardımıyla, Atatürkçü Düşünce’ye sahip kişilerden gönüllü askerler toplayarak, Ruslara karşı koymaya çalışmışlardır. 

Bu gönüllü askerler içinde sivil binbaşı rütbesiyle bazı kişiler görev almıştı. Bunlar arasında Şeyh Şerafettin AYDIN ve İbrahim-i Mekevi’nin de bulunduğu sivil ordu, büyük başarı sağlamış, Ruslar’ı geri püskürterek, Siirt’e girmelerini engellemişlerdir. Ruslar’ın Deliklitaş’tan geri çekilmeleri, bu ülkede Lenin’in gerçekleştirdiği 17 Ekim Devrimi’ne bağlanmaktadır.

Yeryüzü Şekilleri:İl toprakları asıl görünümünü III. Zaman’da kazanmıştır. Şiddetli kıvrılma ve kırılmalara uğrayan il alanı, üst-eosen ve oligosen boyunca deniz dışında kalarak aşınmış ve bir yarı ova (peneplen) niteliği kazanmıştır. Üst-miyosende Doğu Anadolu genel olarak yükselirken, il alanı da blok halinde yükselmiş ve Güneydoğu Torosları oluşmuştur. 

Bu yükselme hareketleri sırasında il alanının güneybatısını da içine alan güçlü çöküntü alanları ortaya çıkmıştır.G.doğu Torosları esnekliğini yitirmiş ve sertleşmiş kesimlerinde ortaya çıkan çöküntü olukları, akarsularca aşın dırılarak batı, güneybatı ve güney yönünde uzanan vadilere dönüştürülmüştür. 

Bir yandan vadi ler oluşurken, bir yandan da özellikle çöküntü alanlarında hızla genişleyen vadi tabanlarında IV. Zaman boyunca çeşitli taşınma maddelerden oluşan düzlükler ortaya çıkmıştır..

Dağlar:İlimizde yeryüzü şekilleri daha çok yüksek dağ ile platolardan oluşmaktadır. Siirt’ in kuzeyi ve doğusu yüksek ve sarp kesimlerdir.Genel olarak Güneydoğu Toroslar adıyla anılan bu dağ sırası, doğudan güneydoğuya genişçe bir yay çizerek Hakkari Dağları’yla birleşmektedir. Dicle Vadisi' ne eğimli olan bu yüksek ve sarp kesimde yer alan önemli dağlar ve bunların özellikleri şöyle sıralanabilir.

Siirt doğusu dağları: Muş Güneyi Dağları’ ndan sonra,Bitlis Çayı Vadisi’nin doğusunda, dağlar güneye doğru açılarak Siirt’in doğusunu kaplar. Yükseltisi hızla azalarak Güneydoğu düzlükleri’ne doğru sokulan bu dağlar, bir yandan da Hakkari Dağları’yla birleşir. 

Siirt doğusu dağları genellikle tek tek kütleler halinde yükselmektedir. Bu kütleler, Dicle Irmağı’na karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmış durumdadır. Siirt Doğusu Dağları’nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve Şırnak’ı da kapsayan Yazlıca Dağı (Herekul Dağı) oluşturmaktadır. 

Doğuda çok geniş bir kütle oluşturan Yazlıca Dağı 2.838 m.’lik yükseltisiyle İl’in en yüksek noktasıdır. Bu doruğu kuzeyden 2.444 m. yükseltili Meydanı Süleyman Tepesi ile daha düşük yükseltili Körkandil Dağı izlemektedir. Yazlıca Dağı, batıda, Uluçay ve Zorava Çay’ı Vadileri’nin birbirine yaklaştığı noktada daralırken, yükseltisi de azalır. 

Tosuntarla-Çizmeli çizgisinde yükseltisi 1.844 m.’ye dek düşen Yazlıca Dağı, Merkez İlçe alanında yükseltisi 1.500 m.’nin altında olan platolara düşmektedir. Siirt Doğusu Dağları, Yazlıca kütlesi dışında Şirvan-Pervari-Van üçgeni içinde de önemli yükseltiler oluşturmaktadır.

İl’in kuzeydoğusunda genellikle tek tek yükselen bu dağların başlıcaları 2.741 m. yükseltili Doğruyol Dağı (Beknovi Dağı), 2.631 m. yükseltili Kapılı Dağı ve 2.350 m. yükseltili Koran Dağı’dır. Siirt Doğusu Dağları, İl’in güneydoğusunda daha dağınık ve daha alçaktır. 

Bu kesimlerdeki en önemli doruklar, Eruh’un güneyindeki Yassı Dağı (2.280 m.), bunun batı yönündeki uzantısını oluşturan Şeyh Ömer Dağı (1.409 m.)’dır. Buradaki dağların dorukları dışındaki kesimler, batı ve güney yönündeki eğime bağlı olarak aşınmış ve platolara dönüşmüş durumdadır. 

Siirt’te bu dağların dışında da bazı yükseltiler vardır. Bunların en önemli si Kurtalan’ın güneyindeki 1.530 m. yükseltili Dilek Tepesi’dir. Genellikle çıplak olan bu dağların kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanmaktadır.

PLatolar ve yaylalar: Siirt’te dağlardan sonra en ağırlıklı yeryüzü şekli platolardır. Büyük bir bölümü yüksek düzlükler şeklinde olan bu platolar, Siirt Doğusu Dağları’ nın kuzey bölümünü oluşturan D.yol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca Dağları’nın Botan Suyu ve kollarınca yarılmış vadilere bakan yamaçlarında toplanmıştır. 

Başlıcaları, Pervari de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’da Bacavan Yaylası’dır.Yaz, kış bol yağış alan bu yaylalar,zengin çayırlarla kaplıdır.

Yöre halkı ve göçerler bu yaylalarda sürülerini otlatır. Sert kış aylarında güneydeki daha düşük yükseltili platolarda otlatılan hayvanlar, yaz mevsiminde havaların ısın masıyla yeniden yüksek düzlüklere çıkarılır. Bozkır kuşağına yakın dağların eteklerindeki plato larda verim daha düşüktür. Yağışlar daha düzensiz, su kaynakları daha kıttır. 

Büyük ölçüde orman örtüsünden yoksun olan bu kesimde aşınma güçlüdür. Çayırların oluşumuna elverişli toprak tabakası yer yer ortadan kalkmıştır. İl platoları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1.200m. ile 2.000 m. arasına dağıldıkları ve bozkır kuşağında kalanların dışındakilerin hayvancı' lık açısından çok önemli oldukları görülür.

Vadiler: Siirt İli’nde vadi oluşumları çok önemlidir. İlimiz' deki dağlar ve platolar II. Zaman’daki kırılma ve kıvrımlarla şekillenmiştir. Sarp yapıda kalkerli oluşumlar egemen durumdadır suya karşı direnci çok düşük olan bu kalkerler, akarsu ve yüzey sularıyla hızla aşındırılmış, dar ve dik vadiler ortaya çıkarmıştır. 

İl’in kuzeyindeki ve doğusun daki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru yönelen vadiler, Güneydoğu Anadolu Düzlükleri nin doğu ucuna ulaşıncaya dek genellikle pek geniş değildir. Bu nedenle Siirt’te ovalık alanlar azdır.

Botan (Uluçay) Vadisi Bitlis’in güneyindeki dağların eteklerinde başlayan Botan Suyu Vadisi, yüksek ve sarp yapılı bir kesimde güneye doğru uzanır. Doğruyol, Kuran ve Kapılı Dağları’nın arasında bulunan vadi, Türkiye’nin en dik ve sarp vadilerindendir. 

Bitlis Çayı Vadisi ile birleşen Botan Vadisi, Dicle Vadisi’ne açılır. Botan Suyu Vadisi ve bu vadinin önemli bir kolu olan Bitlis Çayı Vadisi pek geniş değildir. Vadiler; kuzey ve kuzeydoğudaki dağlardan kaynağı nı alan bol sulu akarsularla kalkerli yapıda oyulmuş derin yarıklar durumundadır. 

Yalnızca Bitlis Çayı Vadisi, Kurtalan İlçe alanında azda olsa genişlemektedir. Bu genişleyen kesimler yer yer ova niteliği kazanır. Kurtalan Ovası’da bu vadinin tabanındadır.

Behrancı Vadisi Yazlıca (Herekul) Dağları’nın güneydoğu yamaçlarından çeşitli kollar halinde başlayan Behrancı Vadisi’de dar ve diktir. Vadi kolları güneydoğudan güneybatıya genişçe bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır

Akarsular: Siirt İli, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu ucunda yeralır. Bölge, G.doğu Anadolu Düzlükleri’nden sonra birden yükselmekte, doğu ve kuzey kesimleri bol yağış almaktadır. 

Bu nedenle, kuzeyden Muş Güneyi Dağları, doğudan Siirt Doğusu Dağları’yla çevrili olan il alanı, Dicle Irmağı’nın önemli su toplama alanlarından birini oluşturmaktadır. İl topraklarının tümü Dicle Havzası’na girmektedir. Havza, Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır.

Botan (Uluçay) Nordüz Platosu’nu batıdan kuşatan Siirt-Hakkari ve Siirt-Van sınırlarını oluşturan yüksek dağlardan kaynağını alan bu akarsu,önce batıya,sonra kuzey batıya doğru akar. Suyu iyice bollaşan Botan Suyu dar ve derin bir vadi oymuştur. 

Vadi tabanıyla dağ' ların dorukları arasındaki yükselti farkı 1.000 m.’ye ulaşır. Akarsu, Pervari yöresinin sularını toplayan Çatak Çayı ve Bitlis’in doğusundaki dağlık yöre ile Doğruyol, Kapılı ve Kuran Dağları sularını toplayan Büyükdere’yle Çukurca da birleşir. 

Burada Botan Suyu adını alır. Batı yönünde akan Botan Suyu (Uluçay), Aydınlar İlçesi ve İl Merkezi’nin doğusun dan geçer. Bostancık yöresine ulaşır. Burada, doğudan Eruh yöresinin sularını toplayan Zorava Çayı’nı, kuzeyden Muş Güneyi Dağları’nın sularını toplayan Bitlis Çayı’nı alır. 

Bitlis Çayı, Botan Suyu’na karışmadan önce, Kavuşşahap Dağları’nın sularını toplayıp gelen Pınarca Çayı ile birleşir. Botan Suyu bu iki önemli akarsuyla birleştikten sonra, Çat Tepe’de Dicle Irmağı’na katılır. Yüksek dağlardaki kaynaklarla, kar örtülerinin ağır ağır erimesi ile ve yağmurlarla beslenen bu büyük çay her mevsimde bol su taşır. 

İlkbahardan yaz ortalarına kadar geçirdiği su, saniyede ortalama 100-300 m3’tür. Nisan ve Haziranda bu miktar 400-600 m3, Mayıs’ta 700-1000 m3’ü bulur, hatta arasıra bunu geçtiği de olur. Böyle zamanlarında Dicle’den de büyük bir ırmak görünümündedir. 

En çekilmiş olduğu yaz sonu ve güzün bile derinliği yine 1 m.’den çoktur ve yatağındaki su miktarı 60 -80 m3’ten aşağı düşmez. Bu ırmağın birçok yerinde hidroelektrik santrali kurma incelemeleri yapılmıştır. Kıyıdan kıyıya ancak kayıkla geçilebilir. 

Botan Irmağı çok yerinde dar ve derin dik inişli vadiler den geçer. Yolu boyunca alçak düzlükler azdır ve sulama da yararlı olamamıştır. Botan Irmağı’ nın Dicle’ye karıştığı yer yakınında Dicle Nehri keskin bir dirsekle güneye döner.

Garzan çayı: Sason Dağları’nın güney yamaçlarından inen kollardan oluşur. Kozluk İlçesi yakınlarından (Pisyar) geçer. Kurtalan İlçesi’nde bir kısım araziyi suladıktan sonra Kaşüstü (Hendük) Köyü yakınlarında Dicle Irmağı’yla birleşir. Çay üzerinde, Pisyar ve Aviski adını taşıyan iki köprü bulunur. .

Kezer çayı: Bitlis’in doğusunda Güzeldere denilen yerden çıkar ve Kırkçeşme Suları’nın birleşmesinden oluşur. Bu sular en son Şeyh Cuma Deresi’yle birleşip, İskambo Dağları’nı yararak Siirt’in batısında bir kavis çizer. Mağaralı (Hümriyan) Mezrası önünde Başur Çayı ile birleştikten sonra, Botan Çayı’na karışır. Çayın oluşturduğu vadilerde sebze yetiştirilir.

Başur çayı: Bitlis’in kuzeyinden çıkan bu suyun il hudutları içindeki uzunluğu 45 Km’dir. Siirt-Kurtalan asfaltı üzerindeki Başur Köprüsü’nün 2 Km. güneyinde Kezer Çayı ile birleşir.

Jeolojik yap: Petrol arama amacıyla, Siirt topraklarında bugüne kadar çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarına göre, il alanı değişik jeolojik yaşta kütlelerden oluşmaktadır. Bu kütlelerin en eskisi Siirt-Bitlis arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan başkala şım kayaları serisidir. 

III. Zaman kratase ve III. Zaman palojen ve neojen yaşlı olan bu seriler doğudan il alanına sokulmaktadır. Tebeşirli kalker taşları, yontulmaları ve işlenmeleri kolay olduğu için genellikle yapı taşı olarak kullanılmaktadır. İlimiz de geniş alanlar kaplayan, dağ ve tepelerde bolca rastlanan bu oluşumlara “Midyat Kal kerleri” denilmektedir. 

İçlerinde orta eosen yaşlı fosillere de rastlanan “Midyat Kalker leri” Merkez İlçe’nin güneyinde, Siirt-İdil arasında ve Midyat dolaylarında göze çarpar.

İl alanında sert kalkerlerin üzerine, kil, marn, silt ve kum taşlarından oluşan neojen yaşlı göl serileri yığılmıştır. Bu hafif eğimli yumuşak göl serileri geniş düzlükleri ve ovaları oluşturmak tadır. Genç oluşumlar arasında yer yer jipsli tabakalar yüzeye çıkmaktadır. Bu jipslere İlimizde “Cas Taşı” denir. 

Bu taşlar eskiden yakılıp ufalandıktan sonra yapılar da harç olarak kullanılma kta idi. Siirt il alanı, ülkenin başlıca kırık çizgilerinin dışında kalmakta, sarsıntıların zararsız geçtiği tehlikesiz bölgeler kapsamına girmektedir. Şehrin çevresi ve özellikle Botan Vadisi sert ve sarp kayalıklardan meydana gelmektedir.

Yeraltı zenginlikleri: Siirt'in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdür.Petrol Siirt'in Kurtalan ilçesinde çıkarılmakta dır. Siirt'te Krom ve Bakır yatakaları da vardır. 

Baykan ve Şirvan yörelerinde ince damarlar halinde bulunan bakır yataklarının uzunluğu 70 m.genişliğin de 80 Cm'dir. Rezerv çalışmaları henüz tamamlanabilmiş değildir. Baykan'da zaman zaman üretime açılan Krom yatakları vardır. Etüt ve arama çalışmaları devam etmektedir.

İklim: siirt'te karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır. En az yağış Kurtalan'da En fazla yağış Baykan'da görülür. 

GAP'ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40'ın altında olan nem oranı yükselmiştir.Gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazladır. Tespit edilen en yüksek ısı 43.3 Co,en düşük ısı ise -19.5 Co'dir

Bitki örtüsü ve ormanlar: Siirt il alanı Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile G.doğu Anadolu bozkır kuşağı arasındadır.Toros dağları 'nın G.doğu toroslar adıyla anılan bölümleriyle, buradan kuzeye doğru uzanan plato ve dağlarda önemli ölçüde azalmış meşe ağaçları vardır.

Merkez ilçesinde toplam 22 mahalle bulundu:Afetevleri Mahallesi / Alan Mahallesi / Algül Mahallesi / Bağlar Mahallesi / Bahçelievler Mahallesi / Batı Mahallesi / Çal Mahallesi / Conkbayır Mahallesi / Doğan Mahallesi / Dumlupınar Mahallesi / Evren Mahallesi / Halenze Mahallesi / İnönü Mahallesi / Karakol Mahallesi / Koçpınar Mahallesi / Kooperatif Mahallesi / Sakarya Mahallesi / Tınaztepe Mahallesi / Ülkü Mahallesi / Ulus Mahallesi / Veysel Karani Mahallesi / Yeni Mahallesi

Toplam 36 köy bulunmaktadır: Akdoğmuş Köyü / Aktaş Köyü / Akyamaç Köyü / Akyüzlü Köyü / Bağlıca Köyü / Beşyol Köyü / Bostancık Köyü / Çölköy Köyü / Demirkaya Köyü / Doluharman Köyü / Ekmekçiler Köyü / Gaziler Köyü / Gökçebağ Köyü / Güneşli Köyü / İnkapı Köyü / Kalender Köyü / Kayabasan Köyü / Kayıklı Köyü / Kelekçi Köyü / Kışlacık Köyü / Koçlu Köyü / Koçpınar Köyü / Konacık Köyü / Köprübaşı Köyü / Meşeli Dere Köyü / Meydandere Köyü / Pınarca Köyü / Pınarova Köyü / Sağırsu Köyü / Sağlarca Köyü / Sarıtepe Köyü / Tuzkuyusu Köyü / Yağmurtepe Köyü / Yazlıca Köyü / Yerli Bahçe Köyüa / Yokuşbağlar Köyü

Sultan Memduh Hz. :Asıl adı Mahmut olan Sultan Memduh Hz. Hicri 1174, Miladi 1761 senesinde, Zilka de Ayı’nın 20. günü Cumartesi gecesinde Tillo’da doğmuştur. Önceleri anne ve babasının terbiyesi altında büyüdü. Genç yaşta dedesi İsmail Fakirullah Hz.’nin halifesi olan İbrahi m Hakkı Hz.’nin yanında sarf, nahiv, tefsir, hadis ve fıkıh gibi pek çok dini ilimleri okudu.

Tasavvufi alanda da özellikle büyük dedesi İsmail Fakirullah Hz.’nin marifet ve nur ların güzelliğini, hikmet ve esrarın kaynaklarını içeren tarikatına bağlı kalıp, hizmet etme kle meşgul oldu. 

Kısa süre içinde, hocaları İbrahim Hakkı Hz. ve aynı zamanda amcası ol an Şeyh Mustafa Hz.’nin manevi terbiyesi ile, İbrahim Hakkı Hz. tarafından “Memduh” yani “Övülmüş” lakabını kazanacağını müşdeledi. 

İlim, irfan ve irşad’ı sayesinde ünü dü nyanın her yerine yayılmış ve kendisini görmek isteyen insanlar her yerden Tillo’ya akın etmeye başlamıştır. Tarikatı, dedesi Şeyh İsmail Fakirullah Hz.’nin “Uveysiyye” tarika tına dayanır.

 Sultan Memduh Hz.’nin zevcesi kendisi gibi Velayet Makamı’na yükselmiş olan Zemzem’il-Hassa’dır.

 Büyük Veli Sultan Memduh Hz. alemde elde ettiği kemalat ile 47.000 beyitlik bir di van yazmıştır. Değeri ölçülmeyecek kadar kıymetli olan bu eser tasavvufi olup, Arapça, Farsça ve Türkçe’dir.

 Hicri 1263, Miladi 1847 senesinde Dar-ı Fenâdan Dar-ı Bekâya irtihal eden Sultan Memduh Hz.’nin kabri İlçe’de kendi ismiyle anılan Sultan Memduh Türbesi’ndedir.

Türbe,Tillo’da yüksek bir sırttadır. 1830 yılında Sultan Memduh Hz. tarafından oğlu Şeyh Abdurrahman için yaptırılmış, kendiside aynı türbede defnedilmiştir.

Şeyh Hamza El-Kebir Hz: Doğum tarihi bilinmemektedir. Hıms Vilayeti’ne bağlı Tedmur denilen yerden gelmiş tir. Soyu büyük Sahabi Halid Bin Velid’e (R.A.) dayanır. Babaları Ebu Said-i Mağzuni, Hicri 470, Miladi 1077 ile Hicri 561, Miladi 1166 yılları arasında yaşayan Abdülkadir Geylani Hz.’ne muasır olmuş, hatta birbirlerine karşılık ders vermişlerdir.

Başta İsmail Fakirullah Hz.’nin tespiti olmak üzere tevatürle sabit olan O’nun büyük velayeti ve “Kutb’ul Aktab” makamına ulaşmış, Tillo’nun başta gelen velilerinden biri olmuştur. Tarikatı “Hamzaviyye” tarikatıdır. 12 erkek çocuğu olmuştur. Bunların hesi velayet makamına müşerref olmuşlardır.

Şeyh Hamza El-Kebir Hz.Hicri 669, Miladi 1271 tarihinde vefat etmiştir. Kabri şerifi Tillo’da keni adına yaptırılan türbededir.

Şeyh Mücahid: Asıl adı İbrahim olan Şeyh Mücahid Hz. Kutb’ul Aktab Şeyh Hamza El-Kebir Hz.’nin oğludur. Doğum tarihi bilinmeyen Şeyh İbrahim El-Mücahid Hz. Tillo’da dünyaya gelmiş ve babası gibi Velayet Makamı’na yükselmiştir.

İbrahim Hakkı Hz. eserlerinde O’nun çok sayıdaki kerametlerinden bahsetmiştir. Div anı olduğu söylenmektedir. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde kendisi hakkında master çalışması yapılmıştır. Soyu oğlu Şeyh Hasan yoluyla devam etmektedir.

Şeyh İbrahim El-Mücahid Hz. Hicri 660, Miladi 1262 senesinde babasından önce Till o’da vefat etmiştir. İlçe’de adına yapılmış olan türbede metfundur. Halen İlçe’de onun so yundan gelen aileler ve adını taşıyan bir mahalle mevcuttur.

Zemzem'il Hassa: Doğum tarihi 1765, Vefat tarihi ise 1852 yıllarıdır. Şeyh Mustafa Fani Hz.’nin kızıdır. Sultan Memduh Hz.’nin eşidir. Kendisine has divanı vardır. Yaşantısı ibadet ve zikir ile geçmiştir. Sultan Memduh Hz. Türbesi’nde metfundur.

1890 yılında Tillo’ya gelen Bediüzzaman, Kubbe-i Hasiye denilen bu kubbede tek başı na kalarak Kamus-u Okyanus adlı lügatı babu’s-sin’e kadar (1.155 sahife) ezberlemiştir. Bu arada kardeşi Mehmet’in getirdiği yemeğin tanelerini karıncalara verip, suyuna da ekmeğini batırarak yermiş. 

“Neden böyle yapıyorsun?” diyenlere Bediüzzaman: “Karıncaların içtimai hayatlarında malikiyet, çalışkanlık, yardımlaşma ve vazifeşinaslık var. Ben bunu gördüğüm için bunların Cumhuriyetçi oluşlarına mükafaaten kendilerine yardım etmek istiyorum.” diye cevap verir.

Şeyh Muhammed El Hazin: Şeyh Muhammed El-Hazin Miladi 1820 yıllarında Siirt’ten 10 Km. Aydınlara 8 Km. Mesafedeki Dereyamaç (Fersaf) Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Dereyamaç’a Aydınlar İlçesi’ne giden yol ayrımından gidilmektedir.

Şeyh Muhammed El-Hazin Hz. genç yaşta Irak’a Şeyh Osman’ın yanına ilim tahsiline gider. Siirt’e döndüğünde Ulu Cami’de va’az ve nasihatlara başlar.Hicri 1308, Miladi 1891 yılında vefat eder. Fersaf’ta (Dereyamaç Köyü) bulunan türbesi halk tarafından ziyaret edilmektedir.

Şeyl-ül Hazil Hz. hayatta iken, türbesinin yerini göstererek Halid Bin Velid’in (R.A.) savaş sırasında çadırını buraya kurduğunu söylediği rivayet edilir. Türbenin yapımı sıra sında toprağın altında birkaç ok ve kıvırcık saçlı bir şehit bulunmuştur.

Şeyh Ebü'l Vefa Hz. : Ebü’l Vefa Hz. Abdülkadir Geylani zamanında yaşamış, Şeyh Memduh Şembeği’den tarikat alan Ebü’l Vefa Veli olmadan önce yol kesermiş, Şeyh Şembeği “Tövbe etsin” diye haber göndermesinden sonra yağma ettiği malları ve hayvanları geri verir ve tövbe eder, ondan sonra Allah yolundan bir adım ayrılmaz.

Şehrin girişinde bir arsada etrafı lahit benzeri bir taşla benzeri çevrili, üstü açık bir tür bede metfundur. Sonradan türbenin bulunduğu arsada büyükçe bir cami inşa edilmiştir.

Molla Halil Hz. :Üstad Siirt’li Molla Halil, Hz. Ömer (R.A.) sülalesinden olup, Hicri 1267, Miladi 1757 yılında Hizan’ın Gulpik Köyü’nde tevellüt etmiştir. Babası Molla Hüseyin’dir. Şeyh Halit Hacı Hüseyin, Şeyh İzzettin, Hacı Hüseyin, Molla Yusuf, Şeyh Musa Ez Zuli (Zuli tarika tı’nın reisi) yoluyla soyu Hz. Ömer (R.A.)’ya ulaşır. 

Eserleri, değerli bir Alim ve yüksek bir zat olduğunun delilidir. Üstad Molla Halil, tahsilinin ilk yıllarında babası,Molla Hasan ’ın vasıtasıyla Marifetname sahibi İbrahim Hakkı Hz.’nin duasına mazhar olmuştur. Tah silini şark alimlerinden, Molla Mahmud-u Umeydi’nin yanında tamamladıktan sonra Siirt ’e gelmiştir. 

Hayatının geri kalan kısmı eser yazmak, yaymak ve talebelere ders vermek le geçmiştir. Aynı zamanda tarikat ile meşgul olmuş, Kadiri Tarikatı’nın meşhur keramet sahibi Irak’lı Ahmed Reşidi’nin mensubudur.
Vefatı Hicri 1259, Miladi 1843 yılında olmuştur. 20 kadar eseri bulunmaktadır. Türbe si Siirt’te Bileyliye Mezarlığı’ndadır.

Şeyh Musa Hz. :Türbesi Siirt Doğan Mahallesi’ndedir. Şeyh Musa’nın, Şeyh İlyas, Şeyh Naccar ve Şeyh Türki’nin hocası olduğu söylenir. Şeyh Musa’nın kerametlerinden biri,Cuma Nama zı’na gittiğinde tarlasını O’nun yerine bir arslanın sürmesidir.

Şeyh Hattab Hz. :Hicri 1626, Miladi 1846’da Siirt’te doğmuş olan bu zat, baba tarafından Hz. Ömer (R. A.)’e ulaşır.Akli ve nakli ilimleri Siirt’in baş alimi Ömer Alim’le Müftü Hüseyin’den oku yarak kazandığı iktidar ve ehliyete binaen, ilim icazetini Müftü Hüseyin’den almıştır. Hac farizesini ifa maksadıyla Hicaz’a gittiğinde Mekke-i Mükerreme Müftüsü büyük Al im Zeyni Dehlan’dan ders almış ve icazetname almıştır.

Hicaz’dan döndükten sonra “Cerrah “ Camii’nde ilim yaymaya başladı. Tefsir, hadis ve diğer ilimlerdeki ihtisasıyla kısa zamanda şöhret kazandı.Bir tefsiri şerifinin meydana getirilmesindeki azmine ömrü vefa etmemiştir. 

Fenni sarfta “Ümmu’l-Ulüm”,Nanude “Ebu’l-Ulum”, mantıkta “Mizanu’l-Ulum” adlarında telifleri, bedi ve beyanda ve ilmi kal emde, usulü fıkıhta ve tecvitte birer manzumesi vardır.

Hikmetli sözleri, münacatta şiirleri meşhurdu. Çok güzel konuşur ve cemaati etkiler di. İmam ve müderrisi olduğu İl Merkezi’nde Cerrah Camii’ndeki özel türbede metfundur.

Şeyh Şerafettin Hz. :Hem ilmi ve şiirleri hem de cesaretiyle ünlü, devlete itaatı benimsemiş bir insandır. Ona göre itaatsizlik kibirden ileri geliyor. Şeyh Şerafettin Hz. 1. Dünya Savaşı’nda Ruslar Kars’a girdiklerinde binbaşı rütbesiyle Hasankale’ye gider. Dönüşte gönüllü toplayarak savaşa katılır. 

Ruslar Siirt ve Bitlis arasına geldikleri zaman halkın Siirt’ten göç etmesini engeller. Şeyh Şerafettin Hz. Milli Mücadele’ den sonra ortaya çıkan bazı ayrılıkçı hareketleri bastırmış, aşıret arasındaki kavgalara son vererek birliği sağlamıştır. Türbesi İl Merkezi’nde bulunmaktadır.

Şeyh Celaleddin Hz. :Şeyh Celaleddin (KARDEŞ) yakın tarihimizin yetiştirdiği büyük din alimlerindendir. Memozin’i Arapça’ya tercüme etmiş, ayrıca çok değerli dini incelemeleri vardır. Zürriyeti olmadığı için zengin kütüphanesi Siirt Müftülüğü’nce muhafaza altına alınmış olup, türbesi İl Merkezi’nde bulunan Cerrah Camii’nde bulunmaktadır.

Taşbaşı Deliklitaş-Siirt:Altından tüm haşmetiyle geçmekte olan Uluçay’a (Botan) tepeden kuşbakışı bakan Taşbaşı Mağarası, ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunmaktadır.Siirt’in 4 km. güneydoğusunda bulunan ve Uluçay’a (Botan) yaklaşık 350 metre yükseklikten bakan mağara, dik kireç taşlarının milattan önceki devirlerde oyulmasıyla oluşmuştur.

Barınma amaçlı kullanıldığı bilinen mağara iç çeperini el vuruşlarıyla kazıldığı görülmektedir. İki mağara bulunan küçük bir pencere, mağaralar arası iç ulaşımı sağlamaktadır. Mağaranın hemen yanında dikine yükselen ve atlama taşı denilen bir kaya mevcuttur ki; burayı ziyarete gelen gençlerin cesaretlerini ispatlamak için bir kayadan diğerine atladıklarından bu adı almıştır.
Taşbaşı olarak bilinen büyük mağaranın hemen yanında bulunan delikli taş eşsiz bir manzaraya sahiptir. Aşağıdan, kıvrım kıvrım ilerleyen Uluçay’ı (Botan Suyu) seyretmenin keyfi bambaşkadır.
Siirt Fıstığı: olgun taneleriyle Antep fıstığından çok farklı olan Siirt Fıstığı kalorisi değeri bakımından yeri apayrıdır. Günlük kavrulmuş Siirt fıstığı yenilmesi halinde kötü kolesterol LDL %12 oranında düştüğü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 
Kan glikozu yüzde 10 oranında düştüğü ve şeker hastalığına karşı koruyucu etki yaptığı hususları tespit edilmiştir. Zengin demir ve B vitamini ve kalsiyum içeriği nedeniyle Siirt Fıstığının kansızlık hastalığını önlediği, kilo alımına sebep olmadığı ve yüksek antioksidan içeriği nedenleriyle bazı kanser türlerine çok iyi geldiği tespit edilmiştir.

Siirt Fıstığı insanların gündelik yaşamlarında aldıkları gıdalar ile içerdiği besin öğeleri yönüyle vücuda gerekli düzeyde değilse, yeteri kadar enerji oluşamadığından ötürü vücut dokuları yenilenmez, yapılanamaz ve yetersiz beslenme gibi sorunları görülür. 
Bu yönüyle bakıldığında Siirt fıstığı komplike bir besin maddesi ögesi olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir sağlık hazinesi olmakta olan Siirt fıstığı fazlaca arttırmak, sağlıklı bir toplum için önemli bir altyapı hazırlığı anlamına gelmektedir.

Siirt fıstığı özellikleri Antep fıstığı gibi yağlı ve kalorili değildir. Bir çok benzer kuruyemişler kadar kalori içermediği anlaşılmıştır. Uzmanlar 100 gram Siirt fıstığı 500 kaloriye denk geldiğini belirtmektedirler. 
Siirt fıstığının fazla kalori içermemesi ve bir miktar tüketilmesi halinde tokluk hissi yarattığı bilinmektedir. Siirt Fıstığının içerdiği yağın beden tarafından tamamen emilmemesi nedeniyle vücut sağlığı korunur. 
Bir kısım uzman tarafından yapılan araştırmalarda zaten Siirt fıstığının hücreleri tarafından emilmediğini göstermiştir. Hakeza Siirt fıstığının tüketici dostu olduğu bilinmektedir. Hakeza Siirt fıstığını açarken harcadığımız enerji, Siirt fıstığından almış olacağımız %41 oranında kullanmamız anlamına gelmektedir.

Büyük bir protein deposu yapısına sahip olan Siirt Fıstığında A, E, C, B, B1 ,B6 vitaminleri yönlerinden zengin bir besin deposu içeriğe sahiptir. Siirt Fıstığı en güzel bir tabirle insan vücudu ile dosttur. Ruhsal yönden ve Fiziksel yön açıdan insana enerji sağlar. 
Kan içerisindeki yağ kolesterol dengesini sağlar. Siirt Fıstığı içerisinde yer alan kalsiyum ve fosfor kan basıncının düzelmesi etkisine sahiptir. Kemik ile Diş sağlığı açısından önem arz etmektedir. 
Bayan ve Erkeklerde cinsel hazzı ve isteği arttırır. Erkeklerde sperm sayısının arttırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yağsız protein yapısı nedeniyle kilo aldırmaz.
Pervari Balı :Pervari Balının, kalp, karaciğer, bağırsak, mide, tansiyon, kan dolaşımı ve damar hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Sigara içenlerin yemek borusunu temizlemek için de tercih ettiği balın, afrodizyak etkisi de vardır. 
Bu özellikleri sebebiyle Pervari Balı ülkemizde şifa kaynağı olarak görülen ve aranan birkaç baldan birisidir. Lezzeti, şifası ve kalitesiyle aranan bir bal olan Pervari Balı Osmanlı Sarayında da tüketilen bir bal olarak bilinmektedir

Siirt Pervari yöresinde üretilen Karakovan Çiçek balı eski zamanlardan bu tarafa haklı bir şöhrete sahiptir. Pervari balını diğer ballardan ayıran en önemli özelliği, geleneksel usullerle karakovan ve örme sepetlerde üretilmesidir.

Siirt Pervari Karakovan balının diğer bir önemli özelliği gerek örme sepetlerin, gerekse bir metre uzunluğunda, 30 santim kalınlığında yuvarlak dut ağacının oyularak yapılan kara kovanların içine, temel petek konulmamasıdır. 

Diğer suni peteklerden farklı olarak, arıların içini doldurdukları temel petek de arılar tarafından yapılmaktadır. Bu sebeplekarakovan balının peteği de rahatlıkla yenilebilir ve şifalıdır.

Pervari Balı diğer birçok yöremizde üretilen sarı renkli ballara göre daha beyaz renklidir ve orijinal Pervari Balının üretiminde kesinlik şeker, yem, katkı maddesi kullanılmamaktadır.

Ulu Camii :Caminin yapılış tarihi belli değildir. Mevcut bilgilere göre bu cami Selçuklu Sultanların dan Mugizüddin Mahmut tarafından Hicri 523, Miladi 1129 yılında onarılmış ve Hicri 658 Miladi 1260 yılında Cizre Hakimi Selçuk Atabeyleri’nden El Mücahid İshak tarafından ilaveler yaptırılarak camiye hamam, dükkan ve tarla gibi bazı akar vakfedilmiştir. 

Nitek im eskiden minarenin kaidesine yerleştirilmiş olup, halen cami içinde bulunan bir taşa ebced hesabiyle cami ve minarenin onarım tarihi yazılmıştır.

Plan değişikliklerinden de anlaşılacağı gibi güney tarafında yanyana üç kubbe sıralanmaktadır. Ortadaki en büyük, solda yani doğudaki pek farklı küçük; sağda, batıdaki nispet en daha küçük olmak üzere kemerlerle birbirine bağlanmış ve geniş bir saf nizamı teşkil etmiştir. Bu özelliği derinliğine değilde genişliğine inkişafı, arkadakı tonozlu galerilerde de görmekteyiz.

Bu suretle Ulu Cami planı Mezopotamya’daki yanyana getirilerek büyü tülmüş tipin mütekamil bir örneği ile Orta Asya’da rastladığımız planlara benzemektedir. Yalnız, dış duvarlar çok tamir gördüğü ve iklim şartları el vermediği için kapatılmış ve bu günkü iç hacim teşekkül etmiştir.

XIX. Yy.’da cami iç sathı kafi gelmediği için eski yapı nın doğusunda hangar cinsi bir bina yapılmış, bu binanın inşası sırasında da eski binanın bir kısmı yıkılmış ve caminin medrese odalarıyla olan münasebetleri kesilmiştir. 

Ele geç en fotoğraflardan anlaşılacağı üzere, minarenin şerefe, petek ve külahının da, cami ve müştemilat yapıları duvarlarındaki gibi bol bol kullanılmış olan cas maddesi- fena cins bir alçı taşı yüzünden, binaların tamamı kısa zamanda rutebetin etkisi ile mahvolmak tehlike si ile karşı karşıya kalmıştır.

Geniş ve yukarı doğru incelen silindir şeklindeki minarenin esas bünyesi tuğladır. Basamakların kenarları ile duvarlarında yatay olarak devren konu lmuş hatıllar ahşaptandır. Orta çekirdek ve merdivenlerin boşluğu aşağı kısmı geniş, yukarıya doğru daralan kuleyi andıran şekilde inşa edilmiştir. 

Temel, çok zayıflamış ve su ile karıştırılınca dağılan küle benzer bir toprak zeminde tesis olunmuştur.Tuğladan yapılan temel yer altı kanalizasyon suları ve soğuktan tahribe uğradığı gibi, zelzele ve rüzgar yüzünden de şakuliyetini ve mukavemetini kaybederek eğilmeye başlamıştır. 

Minare gövdesi muhtelif noktalarda dikey, eğimli ve yatay çatlaklıklar oluşmuştur. Aynı zamanda bir gömlek gibi gövdeye sarılmış olan dış çini kaplama da bu çatlaklar sebebi ile dağılmaya başlamış, yer yer dökülen kısımları yüzünden kendini taşıyamaz hale gelmiştir Bundan dolayı minare kaplamasının nakışlı çini bezemelerinin güzellik ve özellikleri fark edilememektedir.

Ulu Camii Minberi:Bu minber orta büyüklükte minberler den olup, Hicri 611, Miladi 1214 yılında yapılmış olup, çeşitli tarihlerde onarım dan geçmiştir. Min berin kapı sövesinin sağ yan cephesinde “Ayet-el Kürsi”’ den bir parça sol yan cephesin de ise Usta Kitabesi vardır. 

Bu kitabeden, minberi Ebubekir Oğlu Hacı Ali’nin “Teberrü ken” yaptığı, Şeyh Osman Oğulları Hacı Ömer’inde bu işte çalıştık ları anlaşılmıştır. Kita benin sonunda (tarihte) kelimesi varsa da yıl rakamı kaybolmuştur.

Bununla beraber minber kapısının taç kısmındaki tamir kitabesinde; minberin Hacı İsmail Oğlu Abdülfettah tarafından tamir ettirildiği ve asıl yapılış tarihinin 611 olduğu kaydolunmaktadır. Kapı sövesinin cephesinde 9. Surenin 18. Ayeti ve kapı sövesinin sol tarafın da aynı surenin 19. Ayeti yazılıdır.

Minber külahında iki türlü yazı okunmaktadır. Külah kaidesinde 4.Surenin 103. Ayetine ait olan yazılar minberle yaşıt olan güzul kufi yazılar dır.Külah diliminde bulunan diğer yazılar ise, onarım sırasında yazılmış olup, usta adların a aittir.

Çarşı (Asakir) Camii:Miyafarkin (Silvan) Artuk Oğulları’ndan Melik-üs-Salih Nasuriddin tarafından Hicri 663 Miladi 1225 yılında yaptırılmıştır. Buna ait kitabe 1939 yılında Cumhuriyet Caddesi açılırken kaybol muştur. 

Kitabede: “Melik-i Âzam ve ecell Nâsır dünya ve din, Mahmud Nâsirüddin, Edame Allahu Nasruhu” ibaresi varmış.Caminin içindeki türbede “Eş-Şeyh Hasan ı Askeri” adında bir zat yatmaktadır. Cami 1998 yılında yeniden inşa edilmek üzere vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yıktırılmıştır.

Cumhuriyet Camii: Bu caminin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı belli değildir. İçindeki hücrede Hazret-iİsa’nın havarilerinden Yehova’nın yattığı ve buranın eskiden beri bir ziyaretgah olduğu söylen mektedir. Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden alınan ödenek ve Siirt halkının yardımıyla 1929 yılında onarılmış ve bu tarihten sonra caminin adı Hıdrul Ahdar ’ dan “Cumhuriyet” ’e çevrilmiş tir. 

Bazı kaynaklarda onarım sırası da yukarıda bahsedilen hücrede bulunan bir kabirden çürümemiş bir ceset çıktığı, bu kabrin baş tarafındaki bir taşta “Sultan Muhammed İbnül Adiyy-il Halef” ve diğer kabirdeki bir taşta: “Melik Harun-i Geyli” ibarelerinin yazılı olduğu kaydolunmaktadır. Bugün bu yazılı taşların nerede bulunduğu bilinmemektedir.

Kilise ve Manastırlar:Siirt ili'ndeki çoğu yıkıntı durumunda bulunan kilise ve manastırların başlıcaları Kurtalan' ın Asmadere,Tulumtaş ve Beykent köylerindeki kiliseler; Baykan'da Bitlis yolu üzerinde 2.Km' deki Hosyar kilisesi; Pervari'nin Hef köyündeki kilise ve Siirt merkezindeki Hadervis kilisesidir.

Sağlarca Kaplıcası:Siirt'e 15 Km. uzaklığında,Eruh yolu üzerindedir.Botan kıyısındaki kaplıcanın su sıcaklığı 35°' dir. Banyo uygulamalarıyla deri hastalıklarına,romatizmada,kadın hastalıkları, nevralji, nevrit, polinevrit, polio sekelleri ve su içi egzersizlerinde yararlı olmaktadır.

Hısta Kaplıcası: Kaplıca Eruh ilçesi, Fındık bucağı, Düğün yurdu köyü sınırları içerisinde ve Dicle nehri kıyısındadır. Şifalı su kaya yarığından çıktıktan sonra üstü sonradan açıldığı anlaşılan bir kanalla 15 km. kadar aşağıdaki kaplıca huvuzuna yüksekten dökülmektedir. 

Suyun sıcaklığı 60°dir. Tıbbi özelliği yanında Hz.Süleyman tarafından Saba melikesi Belkıs'a hediye edilen bir güzellik ılıcası olduğu ve havuzun dibinde Hz. Süleymanı'ın ayak izilerinin bulunduğu nedeniyle fazla rağbet gören bir kaplıcadır.

Lif Kaplıcası: Bu kaplıca merkez ilçe Kışlacık köyü yakınındadır.Suyun verimi saniyede 30 lt. sıcaklığı ise 41°' dir. Kimyasal özellikleri açısından sağlarca kaplıcasının suyuna benzemektedir.

Müzeler: İlimizde genel anlamda bir müze bulunmamaktadır. Ufakta olsa Aydınlar (Tillo) ilçemizde Büyük Alim ve İlim adamı İbrahim Hakkı Hz.'nin Kendisine ait ve Bilim alanında kullanmış olduğu aletlerin ve kitaplarının sergilendiği küçük bir müze bulunmaktadır.

Taşbaşı Deliklitaş-siirt


cropped-rasil_hacer_kanyonu-C4YULPMB_5765.png
Altından tüm haşmetiyle geçmekte olan Uluçay’a (Botan) tepeden kuşbakışı bakan Taşbaşı Mağarası, ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunmaktadır.Siirt’in 4 km. güneydoğusunda bulunan ve Uluçay’a (Botan) yaklaşık 350 metre yükseklikten bakan mağara, dik kireç taşlarının milattan önceki devirlerde oyulmasıyla oluşmuştur.

Barınma amaçlı kullanıldığı bilinen mağara iç çeperini el vuruşlarıyla kazıldığı görülmektedir. İki mağara bulunan küçük bir pencere, mağaralar arası iç ulaşımı sağlamaktadır. Mağaranın hemen yanında dikine yükselen ve atlama taşı denilen bir kaya mevcuttur ki; burayı ziyarete gelen gençlerin cesaretlerini ispatlamak için bir kayadan diğerine atladıklarından bu adı almıştır.

Taşbaşı olarak bilinen büyük mağaranın hemen yanında bulunan delikli taş eşsiz bir manzaraya sahiptir. Aşağıdan, kıvrım kıvrım ilerleyen Uluçay’ı (Botan Suyu) seyretmenin keyfi bambaşkadır.

Bu konuyu yazdır

  Türkiye İHA'da ABD'YE en dişli rakip oldu
Yazar: Aslan61 - 22-06-2020, Saat: 17:00 - Forum: Güncel - Yorum Yok

İngiliz bilim adamı David Hambling, Forbes'a yazdı! 'Türkiye İHA'da ABD'YE en dişli rakip oldu'

İngiliz bilim ve teknoloji yazarı David Hambling,Forbes için bir yazı kaleme aldı.Hambling.yazısında,ABD drone(insansız hava aracı-İHA) sürülerinin kitle imha silahı olabileceğini belirtti.

ingiliz-bilim-adami--a735dd5edd2287f7e157.jpg
 
İngiliz bilim adamı David Hambling Hambling, Türkiye ile ilgili bir noktaya da değindi. İşte o makaledeki dikkat çeken Türkiye örneği: 


“ABD drone sürü teknoloji tek oyuncu değil, hatta lider bile olmayabilir. Türkiye hali hazırda Suriye sınırına Kargu tak tik kamikaze uçaklarını yerleştirdi. Şu anda bunlar uzaktan kumanda ediliyor. Yetkililer, Kargu’nun otonom sürü yeteneğine sahip olduğunu iddia ediyorlar. Çin ve Rusya da çok geride değil.” Uzman Hambling, Türkiye’de üretilen SİHA’lardan da (Silahlı İnsansız Hava Aracı) övgüyle söz etti.

Hambling’in yazısı pek çok havacılık sitesinde yayımlandı.

Bu konuyu yazdır

  Ali Şükrü ismine 6 ay Tahammül edemediler
Yazar: Aslan61 - 22-06-2020, Saat: 16:59 - Forum: Güncel - Yorum Yok

Ali Şükrü ismine 6 ay Tahammül edemediler

AK PARTİ Beşikdüzü ilçe Başkanı Ahmet Gören, Belediye Başkanı Ramis Uzun'a tepki göstererek," Birilerinin deyil, Beşikdüzü'nün Başkanı olun."dedi.Uzun'un 5 yılda yapılanları yıkmaktan başka hiç bir icraatı olmadığını kaydeden Gören, "Ali şükrü Bey ismine 6 ay tahammül edemediniz." ifadelerine yer verdi

ali-sukru-ismine-6-a-b0cbb1fc2c884a0ef974.jpg


 
AK Parti Beşikdüzü İlçe Başkanı Ahmet Gören, Belediye Başkanı Ramis Uzun’a tepki göstererek, “Birilerinin değil Beşikdüzü’nün Başkanı olun” dedi. AK Parti Beşikdüzü İlçe Başkanı Ahmet Gören, Belediye Başkanı Ramis Uzun topa tutan açıklamalarda bulundu. Başkan Gören: “1,5 yılda ne yaptınız Beşikdüzü’ne hangi hizmeti kazandırdınız. 



Geçmiş 5 yılda yapmadınız ki şimdi 1,5 yılda yapasınız. Gelir gelmez hazır halde bulduğunuz, eşi ve benzeri olmayan Beşikdüzü Kapalı Pazar Yeri ve Otoparkını açmadınız, çürümeye terk ettiniz. Size rağmen zorla açtık ve halkımızın hizmetine sunduk. 6 ayda Ali Şükrü Bey ismine tahammül edemediniz, tabelasını indirdiniz. Diyorsunuz ki meclis kararı yok. Peki, sorarım size Adacık Mahallesindeki 

“Beşikdüzü Belediyesi Halk Plajı” tabelasını Meclis Kararı ile mi astınız?” dedi. İlçe Başkanı Gören açıklamasına şöyle devam etti: “İnşaatı %100 tamamlanmış TOKİ konutlarına vatandaş 6 aydır taksit ödüyor. Taşınmak için sizin keyfinizi bekliyor, siz hala Yapı Kullanma izinlerini vermiyorsunuz. Best otelin yerine başlattığımız 

BEŞ YILDIZLI OTEL 

inşaatını durdurdunuz. Bunlara bahaneniz hazır. ‘’Mahkeme imar planı için yürütmeyi durdurma kararı verdi’’. Peki, ilçenin diğer mahallelerinde ki imar planları için de yürütmeyi durdurma ve iptal kararları verdi. İptal edilen imar planlarına göre verilen inşaat ruhsatları için hangi işlemleri yaptınız? Neden işinize geleni durdurup işinize geleni devam ettirdiniz?” 

Beşikdüzü’ne çalışır vaziyette para basan bir teleferik bıraktıklarını dile getiren Gören, “Onu da beceremediniz, işletemediniz. İşletmeci firma sözleşme gereği nisan ayı içerisinde vermesi gereken 2019 bilançosunu verdi mi, bu bilançoya göre Beşikdüzü Belediyesine ödenmesi gereken para ödendi mi? Bunlarla ilgili hangi işlemleri yaptınız? Almanız gereken paraları almayıp maaş veremiyorsunuz, elinizdeki imkanları belediyenin menfaatine kullanmıyorsunuz. 

Önceki döneminizde işçilerin ikramiyelerinin hiçbirini vermemiştiniz. Şimdide aynı yöntemi uyguluyor işçilerin ikramiyelerini vermiyorsunuz. Beşikdüzü sizden çok fazla bir şey beklemedi ama yapılanların önüne de duvar olun demedi. Beşikdüzü’ne bir çivi çakmadan beş yılı tamamlamıştın. Şimdi de aynı yolda yürüyorsun. Sayın başkan artık birilerinin değil Beşikdüzü’nün başkanı olun” şeklinde konuştu.

Bu konuyu yazdır