Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 670
» Son Üye: awebugi
» Toplam Konular: 4,386
» Toplam Yorumlar: 29,451

Detaylı İstatistikler

Son Aktiviteler
Şanlıurfa ve Merkez ilçel...
Forum: Şanlıurfa
Son Yorum: Aslan61
4 saat önce
» Yorumlar: 1
» Okunma: 24
Dargeçit
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
4 saat önce
» Yorumlar: 6
» Okunma: 55
Derik
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
5 saat önce
» Yorumlar: 14
» Okunma: 66
T-tube parvoviruses, arou...
Forum: Dünyadan muhteşem yerler
Son Yorum: awebugi
, Saat: 12:06
» Yorumlar: 1
» Okunma: 73
Kızıltepe
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
23-09-2020, Saat: 00:16
» Yorumlar: 19
» Okunma: 294
Mazıdağı
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
20-09-2020, Saat: 12:35
» Yorumlar: 10
» Okunma: 99
Midyat
Forum: Mardin
Son Yorum: Aslan61
19-09-2020, Saat: 23:37
» Yorumlar: 38
» Okunma: 138
Viranşehir
Forum: Şanlıurfa
Son Yorum: Aslan61
17-09-2020, Saat: 23:54
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
Suruç
Forum: Şanlıurfa
Son Yorum: Aslan61
17-09-2020, Saat: 23:53
» Yorumlar: 0
» Okunma: 12
Siverek
Forum: Şanlıurfa
Son Yorum: Aslan61
17-09-2020, Saat: 23:53
» Yorumlar: 0
» Okunma: 12

 
  Şanlıurfa ve Merkez ilçeleri Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü
Yazar: Aslan61 - 4 saat önce - Forum: Şanlıurfa - Yorumlar (1)

Şanlıurfa ve Merkez ilçeleri Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü

Şanlıurfa nüfusu 2019 yılına göre: 2.073.614'dir
Yüzölçümü Toplam: 19,451 km² (7.510 mil²)
Rakım: 510 m (1.670 ft)
Alan kodu: (+90) 414
Plaka kodu: 63

Şanlıurfa, eski ve halk arasındaki kısa adıyla Urfa, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık sekizinci şehri. Doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeyde Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır illeri ve güneyde Suriye ile sınırı vardır. 

Şehrin eski isimleri Ur, Urhoy, Urhei, Orhei, Orhayi, Ruhai, Ruhha, Ar-Ruha, Reha ve Edessa'dır. Kurtuluş Savaşında gösterdiği başarının hatırasından dolayı 1984 yılında "Şanlı" unvanını almıştır.

1919 yılında, önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların işgaline uğrayan Urfa, 11 Nisan 1920'de Urfalı milisler tarafından işgalden kurtarılmış; Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi TBMM tarafından 6 Aralık 1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır. 

2016 yılında ise Şanlıurfa halkının Türk Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı TBMM tarafından bu kente İstiklal Madalyası verilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2011 yılına ilişkin "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları" dikkate alınarak nüfusu 750.000’i aşan Şanlıurfa, 12 Kasım 2012 tarihli ve 6360 sayılı kanun ile büyükşehir oldu.
Tarihçesi:

Peygamberler şehri Şanlıurfa:Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölümü'nde bulunan Şanlıurfa, doğuda Mardin, kuzeydoğuda Diyarbakır, kuzey batıda Adıyaman, batıda Gaziantep ve güneyde Suriye toprakları ile çevrelenmiş bir sınır şehridir. 

Şanlıurfa, coğrafi özelliği nedeniyle üzerinde birçok bağımsız devlet ve beyliğin kurulmuş olduğu, değişik kültürel oluşumların kaynaştığı bir yerleşim olmuştur. Gerek tarihinin başladığı ilkçağlarda ve gerekse diğer devirlerde Şanlıurfa, hemen her zaman Doğu ile Batı kültürleri arasında bir köprü olmuştur. 

Doğu' ya Batı' ya bağlayan ticari ve askeri yolların buradan geçmesi Şanlıurfa'ya geçmiş dönemlerde büyük önem kazandırmıştır.Bu tarihi şehrin, ilk kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. Meşhur Arap tarihçisi Ebul Faraç'a göre Şanlıurfa, Nuh Tufanı'ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yedi yerleşim merkezinin ilki ve en önemlisidir. 

Hz. Adem (A.S.)'ın çiftçilik yaptığı, Hz. İbrahim Halil, Hz. Eyyüp, Hz. Şuayp, Hz. Elyasa gibi peygamberlerin yaşadığı bu bölge bugün "Peygamberler Şehri" diye anılmaktadır. Hatta Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın mendilinin Şanlıurfa'da bulunmuş olmasından dolayı buraya Dir-Mesih adını vermişlerdir. Şanlıurfa'nın yüzyıllar boyu ayakta durmuş olması, manevi bir himayenin eseri olsa gerektir.

Urfa adının kaynağı: Kamusü'l Alam'a göre Urfa'nın eski adı "ur" ya da "Urelkeldaniyn" olup Büyük İskender'in fethinden sonra Mekadonyalılar bu şehri vatanlarındaki "Edessa" yani "Vodina" kasabasına benzeterek bu adla ve "akarsuları güzel" anlamıyla "Kaliroe" olarak adlandırmışlar, Araplar da "Kaliroe" den galat olarak "Ruha" olarak ad vermişlerdir.

Fikret Işıltan'a göre İslam döneminde Diyarı Mudar olarak da adlandırılan bölgedeki Urfa'ya Osrhoene Krallığı döneminde verilen "Osrhoene" adının, Urfa şehrinin Makedonyalılar tarafından "Edessa" adıyla yeniden kuruluşundan, önceki Süryanice "Urhai/Orhai" veya Arapça "Er-Ruha"'nın Latinleştirilmiş biçimi olduğu sanılmaktadır.

Halep salnamelerine göre şehre kısa bir süre (Antiokya/Antakya) adı verilmişse de Prof. Segal'e göre M.Ö. 163'te ölen IV. Antiochus'un sikkeleri üzerindeki (Antioch Callirohae), başka bir kente de ait olabilir. Bir efsaneye göre ise Urfa adı Nemrut'un diğer bir adı olan ve 'Sulak yerde bulunan' anlamına gelen Hewya oğlu "Urhai" den gelmektedir.

Urhai'nin 'güzel akarsular şehri' anlamı, Edessa'nın Makedonya'daki Edhessaisos ırmağının kenarındaki şehir ve bu kentin sonradan aldığı ad Vodina'nin Makedonca su anlamına gelmesi, Kalliroe'nin 'çeşme' ya da 'akarsuları güzel' anlamı belli olduğuna göre Urfa adının kaynağı konusunda henüz bir sonuca ulaşılamamışsa da bütün rivayetlerin 'su' ya çıktığı tartışmasızdır.

Eski çağlarda urfa ve isimleri: Rivayete göre eski Yunanlılar Enoch’un (Enoch=Hermes = İdris Peygamber = Uhnud, bu dört ismin aynı kimse olduğu kabul edilmektedir.) insanlara şehirler kurmayı öğrettiğini ve onun devrinde 180 şehir kurulduğunu, bunların en küçüğünün Urhai veya diğer bir okunuşla Orhay yani Urfa olduğu söylenilmektedir. 

Bu rivayete göre İdris peygamber Nuh peygamberden önce geldiğinden Urfa Nuh tufanından önce kurulmuştur. Nuh tufanında bütün dünya gibi Urfa’da harap oldu. Fakat tufandan sonra dünya yeniden kuruldu ve Urfa da tarihte ki yerini aldı. 

Yine anlatıldığına göre Nuh tufanından sonra Babil’de hüküm süren Nemrut üç şehir inşa etmişti. Bunlardan biri de Urfa şehridir. Bu şehir önce Arach ve daha sonra zaman süreci içinde Erech, Orhay, Edessa ve Ruha isimlerini almıştır.

Urhai veya Orhay ismi, Urfa’nın ilk sakinleri olan Arami – Süryanilerin verdiği isimdir. Daha sonra Urfa’ya gelen Helenler Edessa ismini verdiler. Helenlerin verdiği Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. Helenlerin verdiği Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. 

Urfa da içinden akan Karakoyun (Daysan) deresi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Urfa’ya Edessa isminden başka yine suyu güzel çeşme anlamına gelen “Kaliruha” adı da verilmiştir. İslam’ın fethinden sonra Müslüman Araplar tarafından “Kaliruha”nın “Kali” heceleri atılmış ve sadece “Ruha” heceleri kullanılmıştır. 

İkinci bir rivayete göre Orhay kelimesinin hafif bir değişikliğe uğratılmasıyla Ruha denilmiştir. Böylece şehir, İslam’ın fethinden sonra Müslümanlar tarafından artık “Ruha” diye çağrılmıştır. Osmanlı devrinde Urfa denilmeye başlanmıştır. Başka bir rivayetle Orhay isminin Urfa’ya dönüştürülmesi daha uygun görülmektedir.

Selefkoslar devri: Makedonya kralı Büyük İskender (ö. M.Ö.323) Urfa’yı M.Ö. 331 yılında zapt eder. Büyük İskender, bütün Ön Asya’yı Çin’e kadar fetheder. Vefat edince, ülkesi komutanları arasında paylaştırılır. Bunlardan Antiyochus, Seleucus Nikator ile birlikte bütün Anadolu ve Suriye bölgesine hâkim olmuştu. 

Antiyochus’un ölümünden sonra Seleucus tek başına Suriye bölgesinde ve bütün büyük Asya’da Hindistan’a kadar Babilonya denilen bu bölgede 21 yıl hüküm sürdü. Bu sebeple bu devlete Selefkoslar devleti denildi. Urfa, M.Ö. II. yüzyılda Seleucos Nikator’un (323–281) hâkimiyeti altına girer. 

Edessa isminin Selefkoslar zamanında Makedonya’dan bu bölgeye gelen Makedonyalılar tarafından verilmiş olduğu da söylenilmektedir. Fakat o zaman Urfa’nın yerlisi olan Süryaniler, Grekçe olan bu ismi kullanmamış, kendi dillerindeki eski ismi Orhay’ı kullanmışlardır. 

Buna rağmen Selefkoslardan itibaren Urfa, uzun bir zaman sürecinde Edessa ismi ile şöhret bulacaktır. Bugün bile Avrupa’nın kullandığı isim Helenlerin verdikleri Edessa ismidir. 

O devirlerde Selefkoslar tarafından birçok şehre verilmiş olan Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. Urfa da içinden akan Karakoyun (Daysan) deresi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Selefkoslar M.Ö.132 yılında İranlıların baskısına dayanamayarak yıkıldı. Bölgede bu tarihten itibaren Osrhoene ismi ile bir şehir devleti kuruldu.

Osrhoene Krallığı devri (M.Ö. 132 - M.S. 244 ): Urfa’da kurulan ilk ve tek bağımsız devlet Osrhoene krallığıdır. İngiliz tarihçi Segal’ın belirttiğine göre Osrhoene adı Urfa’nın ilk adı Orhay’dan türemiş olabilir. Osrhoene, Urfa ve çevresine birlikte verilen bir isimdir. 

Fakat başka bir rivayete göre Urfa krallığının adının Osrhoene olmadığı, bu ismin Urfa krallığının Roma hâkimiyetine geçtikten ve bir Roma eyaleti olduktan sonra bu eyalete verilmiş bir isim olduğu da ileri sürülmektedir. Urfa krallarının çoğu Abgar ismi ile çağrıldığından bu devlete Abgarlar devleti denildiği gibi Abgarlar dönemi de deniliyordu. Abgarlar dönemi Urfa’nın en belirgin ve meşhur dönemidir.

Roma hakimiyetinde urfa (244 - 637): Urfa her ne kadar bağımsız bir devlet görünüyordu ise de daha çok Roma’nın güdümünde bir devletti. Zaman zaman Roma’nın müdahalesi ile krallar değişiyor, yeni kral Roma tarafından tayin ediliyordu. 

Nihayet bu durum Urfa devletinin M.S. 244 tarihinde tamamen Roma eğemenliğine girmesine kadar devam etti. Bu tarihten itibaren Urfa bir Roma şehri idi. 244 tarihinden itibaren Urfa, Roma imparatorluğunun Osrhoen adında bir eyaleti oldu ve artık Urfa’yı Roma’dan gönderilen valiler idare etmeye başladı. 

Osrheon bölgesinin merkezi Urfa idi ve Urfa’ya bağlı on iki şehir bulunuyordu Roma imparatorluğunun 395 tarihinde ikiye ayrılmasından sonra da Doğu Roma (Bizans) imparatorluğunun egemenliğine giren Urfa, Güney-doğu Roma’nın merkezi oldu. Artık Urfa Müslümanlar tarafından fethedilmesine kadar 400 yıl Doğu Roma’nın (Bizans’ın) hâkimiyetinde kaldı.

Müslümanların fethi ve dört halife devrinde urfa: 636 tarihinde Kudüs’ün fethi sırasında halife Hazreti Ömer (r.a.) Kudüs’e gitmişti. Oradan Fırat’ı geçerek daha kuzeye doğru çıktığı ve onun bu seyahati sırasında Urfa’ya yaklaştığı, Urfa halkının Hazreti Ömer’i (r.a) karşılamaya çıktıkları ve Urfa’nın güvenliği hakkında kendisinden söz aldıkları da kaydedilmektedir. 

Halife Ömer, İyaz bin Ganem’i Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) valiliğine tayin etmişti. İyaz b. Ganem, önce “Pagan” dininde (daha sonra kendilerine Sabiî denilecek) olan yani halkının yıldızlara taptığı Harranlılara teslim olmalarını teklif eder. 

Harranlılar, önce Urfa’ya gitmelerini ve bu teklifi onlara yapmalarını, Urfa’nın nasıl bir anlaşmayı kabul ederlerse kendilerinin de aynı anlaşma gereğince teslim olacaklarını söylediler. Bu devirde Bizans İmparatorluğu, putperest olduklarından dolayı Harranlılara, Hristiyan olmalarına rağmen mezhep ayrılığından dolayı Uralılara zülum ediyordu. 

O sebepledir ki İslam ordusunun Harran önlerine gelmesi Harranlılara adeta Bizans işkencelerinden kurtulma ümidi vermişti. Yine de Urfa’nın nasıl hareket edeceğini görmek istiyorlardı. 

Bu arada Urfalıların, Müslümanları kurtarıcı olarak ve seve seve karşıladıkları söylenilmektedir. İyaz bin Ganem Urfa halkı ile anlaştı. Güneydoğu Anadolu’nun diğer şehirlerinin halkı da Urfa barış şartlarına göre, Müslümanlarla barış yaptılar. Böylece Urfa miladi 637–38 yılında fethedildi.

Emeviler devri: Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Şam valisi hazreti Muaviye, bu bölgeye Mudar kabilesinin kollarından Beni Temim ve Kays kabilelerini yerleştirmişti. Zaten İslam’dan evvel de Mudarlar bu bölgede yerleşmişlerdi. 

Onun için Urfa’nın da içinde bulunduğu bu bölgeye bir müddet “Diyar-ı Mudar” deniliyordu. Hazreti Osman’ın şehit edilmesinden sonra Halife olan Hazreti Ali’nin (halifeliği 656–660) halifeliğini Şam valisi Hazreti Muaviye tanımamıştı. 

O yüzden hazreti Muaviye’nin (halifeliği 660–680) Şam valiliği sırasında ve sonra müstakil hareket ettiği halifeliği zamanlarında, Urfa da Muaviye’nin idaresine girmiştir. Hazreti Muaviye, yumuşak huyluluğu ve cömertliği ile sadece emrinde bulunan müslüman kabilelerini değil, bölgedeki Hristiyanları da hoşnut etmişti.

Velid bin Abdulmelik (705–715) halife olduktan sonra el-Cezire (güneydoğu Anadolu) bölgesine kardeşi Mesleme bin Abdulmelik’i (ö.739) vali tayin etti. Mesleme de devamlı Anadolu içlerine ve hatta İstanbul’a gazalar yapardı. 

O devrin efsanevî kahramanı Battal Gazi (ölüm.740) de Mesleme’nin komutanlarındandı. Mesleme bin Abdülmelik bölgeye vali olunca, bölgenin merkezini Kinnesrin’den Harran’a taşıdı. 

İkamet etmesi için de bir saray inşa ettirdi. Böylece Mesleme’den itibaren Güneydoğu Anadolu valileri devamlı Harran’da ikamet etmeye başladılar. Dolayısıyla Anadolu içlerine yapılan gazalar için buradan ordu sevk ettiler.

Urfa ve Harran’ın fethedilmesi ile Urfa Anadolu’ya açılan bir kapı oldu. Bundan sonra Anadolu üzerine yapılan bütün gazalar Urfa ve Harran üzerinden yapılmıştır. Öyle ki Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) genel valileri Kinnesrin’den sonra bölgenin merkezi olan Harran’da otururlar ve Bizans üzerine gönderilen orduları buradan idare ederlerdi.

Abbasiler devri: Harran, Emevilerle Abbasiler arasında cereyan eden kanlı ve şiddetli savaşlara sahne olmuştur. Bu sırada Abbas oğullarının propagandasını yapanlar, Resulullah’ın (s.a.s.) amcası Hazreti Abbas’ın (ö.653) oğlu Abdullah’ın (ö.687–88) oğlu Ali’nin (ö.736) oğlu Muhammed’e (ö.743) biat ediyorlardı. 

Onun vefatından sonra da oğlu İbrahim’e biat etmeye başladılar. Dolayısıyla bu İbrahim’e de İmam İbrahim diyorlardı. İmam İbrahim Emevi Halifesi Mervan bin Muhammed (halifeliği 744–750), İmam İbrahimi Harran’da zindana attırdı. 

İmam İbrahim’in zindanda vefatından(749) sonra Abbas oğulları Abdullah es-Seffah’a 30 Kasım 749 tarihinde biat ederek halife yaptılar. Böylece ilk Abbasi halifesi Abdullah es-Seffah (halifeliği 749–754) oldu. Abbasiler Fırat kısışında cereyan eden savaşta Emevileri yendiler ve Harran’a girdiler. Bu tarihten sonra Urfa bölgesi Abbasi egemenliğine girdi.

Hamdaniler ve numeyriler devri (905 - 1081): Onuncu yüzyıldan itibaren artık Abbasi halifelerinin askerî ve siyasî güçleri kalmamıştı. Bu yüzden İslam ülkelerinin bazı yerlerinde şehir devletçikleri diyebileceğimiz kendi hâkimiyetlerini kuran hükümdarlıklar oluşuyordu. 

Böylece bazı valilikler bu şekilde kendi yarı bağımsızlıklarını ilan ediyorlar ve sadece halifeye dini bakımdan hürmet gösteriyorlardı. 905 tarihinden itibaren de Hamdaniler (905–991) bölgeye hâkim olmuşlardı. 

On birinci yüzyıl başlarında ise Urfa Numeyr oğullarından (991–1081) Utayr adında birinin hâkimiyetinde idi. Utayr kendisi Hille’de oturuyor ve Urfa’yı da naibi Ahmed bin Muhammed adında biri yönetiyordu.

Selçuklular devri (1086–1098): 1059 tarihinde Sultan Tuğrul’un (1040–1063) emriyle Alpaslan Harran’ı ele geçirdi. Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın, Bizans İmparatoru Diyojen ile 1071 senesinde yaptığı Malazgirt meydan muharebesini kazanması sonunda yaptığı antlaşma içinde evvelce Müslümanlara ait olan şehirlerden Urfa’nın da Selçuklulara bırakılması maddesi de bulunuyordu. 

Böylece Urfa tekrar Müslümanlara bırakıldı. 1081 tarihinde Şerefüddevle Müslim bin Kureyş Harran’ı zapt etmiş ve Urfa ile barış anlaşması yapmıştı. 1072 tarihinde Alpaslan’ın ölümü ile Selçuklu tahtına Alpaslan’ın oğlu Melikşah geçti. 

Büyük Selçuklu sultanı Melikşah (1073–1092), amcası oğlu Kutalmış (ö.1064) oğlu Süleymanşah’ı (ö.1086) Anadolu’ya göndererek Urfa ile Birecik arasında yerleşmelerini emretmişti. Sultan Melikşah’ın (1073–1092) komutanlarından Bozan (ö.1094) 1086–87 senesinde Urfa’yı kuşattı. Sultan Melikşah Urfa’yı zapt eden komutanı Bozan’ı Urfa valiliğine tayin etti.

Haçlı Kontluğu devri (1098 - 1144 ): Haçlı seferi içinde olmak üzere 1098–1099 senesinde Kont Budin (Boudion) adındaki bir kontun emrinde Urfa taraflarına da gelen Haçlılar, o sırada Urfa’nın Hristiyan valisi olan Toros’un kendilerini davet etmesi üzerine Urfa’ya girdiler. 

1098 tarihinden itibaren Urfa Kontluğu adı altında bir kontluk kurulmuş oldu. Böylece Urfa Müslüman Türk ve Müslüman Araplara karşı Haçlıların hâkim oldukları bölgeleri koruyan güçlü bir kale oldu.

Zengiler devri (1144–1182): Urfa’nın Haçlı Kontluğu devrinde İmadeddin Zengi (1127–1146), büyük Selçuklu devletinin Musul Atabeyi bulunuyordu. Harran’ı üs olarak kullanan İmadeddin Zengi, nihayet 1144 senesinde Haçlıların elinde bulunan Urfa’nın üzerine yürümek için tetikte bekliyordu. 

O sırada Haçlılardan bir grup şehir dışına çıktığından şehir nispeten korumasız kalmıştı. Bunu haber alan Zengi hemen Urfa’yı kuşattı. Zengi yirmi sekiz gün süresince yaptığı büyük bir savaş sonucu, şehre girdiler. Böylece İmadeddin Zengi Aralık 1144 tarihinde Urfa’yı Haçlılardan geri aldı.

Eyyubiler devri: (1182–1260): Sultan Salahaddin Eyyubî (saltanatı.1174–1193), Haçlılarla mücadele etmek niyetinde olduğundan, Urfa, Harran ve Rakka gibi sınır şehirlerini ele geçirmek istiyordu. 1182 tarihinde de Urfa’yı ve diğer şehirleri çetin bir savaştan sonra Zengilerden aldı. 

Harran 1182 yılında Eyyubilerin hâkimiyetine girdiğinde Sultan Salahaddin Harran’ı el-Cezire ve Musul bölgelerinin zaptında üs olarak kullandı. Anadolu Selçuklularının Harran ve Urfa’yı kuşatması başarısız olunca, Eyyubi hükümdarı Salih Necmeddin 1236 senesinde Urfa ve Harran’ı kendisine yardım eden ve o tarihlerde Moğolların önünden kaçarak Anadolu’ya gelen Harezmlilere bıraktı. 

Harezmlerin halka kötü davranışı üzerine, 1241’de Halep Eyyubi hükümdarı Melik Nasır Salahaddin Urfa ve çevresine saldırarak buraları zaptetti.

Bu şekilde Anadolu ve Suriye bölgesinde bulunan İslam devletleri birbirleriyle uğraşırken büyük tehlike de kendilerine yaklaşıyor ve bütün İslam dünyasını tehdit ediyordu. Nihayet Urfa ve çevresi 1244 senesinde Moğolların öncü birlikleri olan Tatarların saldırısına uğradı.

İslam dünyasının üzerine bir kâbus gibi çöken Moğollar, nihayet 1259–60 senesinde Urfa’yı da alarak Eyubilerin hâkimiyetine son verdiler. Böylece Eyyubilerin 75 yıl kadar süren Urfa’daki hâkimiyetleri son bulmuş oldu.

Mısır Memlukleri devri: 1300’lü tarihlerde Urfa dâhil el-Cezire bölgesinin büyük bir kısmı Mısır Memluklerinin kontrolüne geçmişti. Urfa’nın 1365–70 yıllarında memluklerin hâkimiyetinde olduğu kabul edilmektedir. 

XIV. Yüzyıl ikinci yarısında ve XV. Yüzyıl başlarında Urfa Memluklar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasında devamlı el değiştirmiştir. Ayrıca Memlüklüler Harran kalesini de elden geçirmişler ve bazı onarımda bulunuşlardı.

Karakoyunlular devri: 1362 tarihlerinde Urfa ve çevresinde Şii olan Karakoyunlular hâkim olmuşlar ve bu bölgede bir müddet hâkimiyetlerini sürdürmüşlerdir. 1300’ler önce Moğollar Anadolunun çeşitli bölgelerini yakıp yıktı. 1300’lü yıllarından sonra Urfa, bu defa da Timurluların saldırısına uğradı. 

1387’de Anadolu içlerine giren Timur Han (ölüm 1405), birkaç defa Urfa’ya saldırarak birçok yeri tahrip etmiştir. Timur Han, Suriye seferi dönüşü Birecik’i sulh yoluyla Urfa’yı ise savaşarak topraklarına kattı. 1400 senelerinde ise Urfa adeta yeniden imar edilmiştir. Urfa, XIV. Yüzyılda Döger emiri Dımaşk Hocanın (ölüm.1404) hâkimiyeti altında idi.

Akkoyunlular devri: 1404 tarihinde Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey (ö.1435) Urfa’yı 1432 yılında zapt etti. Akkoyunlular zamanında bir ara Mısır askerlerinin saldırısına uğrayan Urfa, oldukça tahrip edilmiştir. 

1457’de kardeşi Cihangir Mirza’nın elinden hâkimiyeti alan Uzun Hasan Akkoyunlu hükümdarı oldu. Uzun Hasan Urfa ve Diyarbakır şehirlerinden dolayı Mısır Memluk devletiyle arada bir mücadele eder ve bazen de barış yapardı. O zamana kadar hükümet merkezi Diyarbakır iken, devletin büyümesinden sonra Tebriz’e taşıdı.

Sefaviler devri: Urfa, 1514 tarihinde Safevi hükümdarı Şah İsmail’in valisi Eçe Sultan Kaçar’ın elinde bulunuyordu. Sünni mezhebinde olan Urfalılar, Şii mezhebinde olan Safevilerin baskısına tahammül etmek zorunda kalıyorlardı. Safeviler bilhassa Sünni âlimlere çok baskı yapıyorlardı. 

Şah İsmail Diyarbakır ve Urfa’da birçok âlimi Sünni oldukları için öldürtmüştü. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han, 1514’te İran seferi sırasında Akkoyunlu şehzadelerinden Osmanlıya sığınmış olan Murat Bey (ö.1514) komutasında bir kuvvet göndererek Diyarbakır’ı zapt etmek istemişti. 

Fakat o sırada Urfa valisi olan Eçe Sultan Kaçar, bu kuvveti bozmuştu. Böylece Urfa bir müddet daha Safevilerin elinde kalmıştı. Bu tarihlerde İbrahim Gülşenî (1426–1534) adındaki Halveti-Gülşeni tarikatı şeyhi de Diyarbakır’da bulunuyordu. Şah İsmail’in baskısı üzerine Urfa’ya uğramış fakat bu baskıya dayanamayarak Mısır’a gitmek zorunda kalmıştır.

Osmanlı idaresinde Urfa: XVI. yüzyıl başlarında Mısır devletine bağlı olan Urfa, 5 Nisan 1517 tarihinde Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim (1512–1520) tarafından alındı. Önce Urfa sancak olarak Diyarbakır eyaletine bağlandı. İlk valisi de Piri Bey oldu. 

Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) Bağdat seferi sırasında Halep’e geçerken Urfa’ya uğramış ve iki gün Urfa’da kalmıştır. Sultan IV. Murat da Bağdat seferine giderken Urfa’ya da uğramıştır. Evliya Çelebi’nin bildirdiğine göre 17. yüzyılda Urfa üç tuğlu paşalar tarafından idare edilmekte olup, dört mezhebe göre fetva veren bilgili kadılara sahipti. 

Urfa, Osmanlı idaresine geçmesinden sonra Sultan III. Mehmet (1595–1603) devrinde Celali isyanları sırasında 1599’da ve Sultan II. Mahmut (1808–1839) devrinde Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı sırasında 1833-1839 yılları arasında Osmanlı idaresinden geçici olarak çıksada Osmanlı ile bağı hiç kopmayan bir şehir olmuştur. 

Cumhuriyetin ilanına kadar Osmanlı devletinin idaresinde bir sancak olarak kalmış ve sancak beyi tarafından idare edilmiştir. 

Urfa 1865 yılına kadar Rakka eyaletinin merkezi olarak yaşamıştır. Bu sırda eyalet paşası Urfa’da otururdu. Bu vali paşalar, Urfa’da saraylar, camiler, medreseler, hamamlar gibi imarlarda bulunurlardı. 

Dolayısıyla Urfa mamur bir şehir olmuştur. Fakat Urfa, 1865’de sancak olarak Halep eyaletine bağlanınca sadece mutasarrıf Urfa’da oturur oldu. Bu yüzden de Urfa eski mamuriyetini ve değerini kaybetti. Zamanla sönükleşmeye başladı.

Cumhuriyet devrinde Urfa: Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti mağlup olmuştu. Osmanlı Devletinin bir bağımsız sancağı olan Urfa da Mondros mütarekesini takip eden günlerde 24 Mart 1919 senesinde İngilizlerin işgaline uğramıştı. 

1919 senesinde Urfa 80.000 nufuslu idi. İyi bir araba yolu vardı ve şehir çok iyi inşa edilmiş güzel bir şehirdi. Sokakları döşeliydi ve iyi ve çok kullanışlı bir su sistemi de vardı. İşgalcilerin gelişi ile gerek Müslüman ve gerekse Hıristiyan Urfalılar işgal kuvvetlerinin baskısı altında kalmıştı. Altı ay kadar sonra İngilizler şehri Fransızlara bırakmışlardı. 

İngilizlerin Urfa’dan ayrılışı ile 30 Ekim 1919’da da Fransızlar Urfa’yı işgal ettiler. Urfanın işgal edilmesi üzerine bütün Anadolu’da olduğu gibi Urfa da işgalcilere karşı kurtuluş mücadelesine girişti. Bu arada Fransızların tahriklerine kapılan ve onlardan kuvvet alan Urfa’nın Ermeni Hıristiyanlarının bir bölümü de Fransızlarla bir olarak yıllarca beraber yaşadıkları Urfa Müslümanları ile savaşmaya başladılar. 

Urfa Çetelerinin mücadelesi ile 11 Nisan 1920’de urfa Fransızlardan resmen temizlendi ve Türkiye Cumhuriyetine bağlandı. Bunun üzerine şehirdeki Hıristiyan halk Suriye’ye göç etti.

Soğmatar: Şanlıurfa, Mardin yolunun 35. km'sinde Mercihan Nahyesinin ilersinde sağa ayrılan 30 km şose yol Tek Tek Dağları arasından bizi Soğmatar kentine götürür. Soğmatar Şanlıurfa'dan 65 km uzaklıktadır. 

Sumatarla (Yardımcı) Soğmatar kelimelerinin birbiriyle karıştırılmaması gerekir. Sumatar Şanlıurfa Akçakale yolu üzerinde 29 km Şanlıurfa'dan uzaklıkta ilin güneyine düşer, Soğmatar ise Şanlıurfa Mardin istikametindedir.

Soğmatar M.S.1 ve II. Yüzyılda Süryaniler tarafından iskan edilen bir höyük ve bunun üzerinde M.S.11 Yüzyıla ait kale, burç ve kalıntılarıyla köy içersinde dini yapı kalıntıları bulunmaktadır. 

Soğmatarda kökü Harran Sin Kültürüne dayanan sabizim ve Baştanrı Marilaha'nın kültür merkezi olduğu bilinen örende baştanrıya ve mukaddes gezegenlere (Güneş, Ay, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür) ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi olup, önemli kalıntıları teşkil etmektedir. 

Bu mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca kalenin batısında bulunan tepe üzerindeki kayalar üzerinde Tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar bulunmaktadır.

Soğmatar’da Roma devrine ait çok sayıda kaya mezarları bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi anıt mezar özelliği taşıyan üç tanesi köyün kuzey batısındadır. Soğmatar şehrinde görülmeye değer tarihi şehir kalıntılarına rastlanmakta olup, görülünce gerçekleri ortaya koyan özelliklere rastlanır.

Şuayp şehri: Soğmatardan güneye doğru devam eden şose yoldan 17 km (Şanlıurfa'dan 82 km) bugün Harran bucağına bağlı Özkent adıyla anılan tarihi Şuayp şehri harabelerine varılmaktadır. Ören yerindeki mevcut kalıntılar Romalılar devrine aittir. 

(M.Ö.96-M.S.395) Şuayp şehrinde yapılmış mağaralar, bina kalıntıları ve taş kemerler görülmeye değer tarihi ve turistik büyük konaklar saraylar tarihin kalıntı simgeleri olup, halen özelliklerini kaybetmemiştir.

Hz. Musa Şuayp Peygamberin yanında 7 yıl çobanlık yapmış ve sihirli asasını Şuayp Peygamberden burada almıştır. Şuayp Şehri Romalılardan Arap akın ve saldırılarına maruz kalarak, Arap-Roma çekişmesi Kavatlara fırsat vererek şehri istila etmişlerdir. 

M.S.548 yılında Sasanilerin bir gece baskını ile Şuayp Şehri Kavatlar tarafından istila edilmiş, M.S. 638 yılında Arap Devri başlarken Şuayp Şehri Hakem Bin Hişam tarafından zapt edilen şehir 1030 yılında Bizanslıların, 1043 yılında Flarabusun eline geçen, 1096 yılında Selçuklu kumandanı Emir Bozan Bey tarafından alınır, daha sonra Musul Atabeyi Nurettin Zengi tarafından zapt edilir. 

Şuayp şehri Moğol tahribine uğrayarak yağma edilmiş, Selçukluların ve İranlıların elinde devamlı el değiştirerek sonunda Türkmen aşiretlerinin elinden Akkoyunlu Devleti tarafından imha edilerek köy haline getirilmiştir.


Çoğrafi konumu: Şanlıurfa doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeybatıda Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır ile çevrilidir. İlin güneyinde Türkiye - Suriye sınırı uzanır. Şanlıurfa ili, konum itibarıyla Arap Platformu'nun kuzey bölümleri ile Güneydoğu Toroslar’ın orta kısmının güney etekleri üzerinde yer almaktadır. 

İlin kuzeyinde bulunan dağların yükseklikleri düşüktür. Dağlar arasında geniş ovalar yer alır. İlin en önemli akarsuyu Fırat Irmağı'dır. Şanlıurfa kenti içinde göl olarak nitelendirilen Halil-Ür-Rahman ve Aynzeliha olmak üzere iki göl mevcuttur. 

Ayrıca GAP Projesi ile yapay olarak oluşturulan Atatürk Baraj Gölü Türkiye'nin en büyük gölü olup, il sınırları içinde bulunmaktadır. Şanlıurfa ili, genel olarak plato görünümünde olup başlıca ovaları; Harran, Suruç, Viranşehir, Hilvan, Ceylanpınar, Bozova ve Siverek ovalarıdır.

Şanlıurfa kara iklimi özelliği gösterir. Yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı, nispeten ılıman geçmektedir. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Bu özellik sıcaklık ve yağış bakımından kendisini göstermektedir. Şanlıurfa tabii bitki örtüsü bakımından oldukça fakirdir. 

Tektek Dağları’nda ise geniş bir alanda yabani fıstık ağaçları yer alır. Bunlar zamanla aşılanarak üretime kazandırılmıştır. Step kalktıktan sonra bir çöl manzarası ile karşılaşılır. Şanlıurfa'nın sulama yapılan alanlarında ve değişik bölümlerinde, özellikle Fırat nehri havzasında erozyonu önlemek için ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmiştir.

Han-el Bağrur Kervansarayı: Harran ilçesinden 23 km uzaklıkta, Selçuklu mimarı tarzında yapılmış olup, eski Halep, Bağdat, Urfa Kervanyolu üzerindedir.65x66 metrelik bir alan üzerinde inşa edilmiş olan kervansarayın kuzey cephesindeki portal kitabesinde 826 (1128-1129) tarihinde Elhaç Hüsamettin Ali Bey İmat Bin İsa tarafından yapıldığı yazılıdır. 

8 metrelik bir tünelden girilip, tünelin sağ tarafında bir mescit sol tarafında Hanın muhafız odaları, gözetleme kulesi, avlunun sağ tarafında misafirhaneler, ön ve arka taraflarında ise aşhane, erzak deposu, bedestenler yer almaktadır. Kervansarayın giriş kapısı üzerinde Selçuklu ve Arap sülüsü ile yazılmış kitabe mevcuttur.

Eyyübiye

Eyyübiye, Şanlıurfa iline bağlı bir ilçedir.
Eyyübiye nüfusu 2019 yılına göre: 379.852
Eyyübiye yüz ölçümü: 1,626 km 2 dir.
Rakımı: 528.1 m. dir.

Eyyübiye ilçesinde toplam 153 mahalle bulundu: Abdurrahmandede Mahallesi - Açmalı Mahallesi - Akabe Mahallesi - Akçamescit Mahallesi -  Akdilek Mahallesi - Akmağara Mahallesi - Akören Mahallesi - Akşemsettin Mahallesi - Altın Mahallesi - Altınbaşak Mahallesi - Altıntepe Mahallesi - Ambartepe Mahallesi - Apalı Mahallesi - Aşağıhemedan Mahallesi - Aşağıkoçlu Mahallesi - Aşağıyazıcı Mahallesi - Atlıkonak Mahallesi - Ayrancı Mahallesi - Bağış Mahallesi - Bakırtaş Mahallesi - Bakışlar Mahallesi - Banarlı Mahallesi - Başgöze Mahallesi - Başören Mahallesi - Batıkent Mahallesi - Bayraklı Mahallesi - Beşat Mahallesi - Beyazyaprak Mahallesi - Beykapusu Mahallesi - Bıçakçı Mahallesi -  Bildim Mahallesi - Buhara Mahallesi - Bulduk Mahallesi - Büyükçaylı Mahallesi - Büyükdüzlük Mahallesi - Büyükhan Mahallesi - Büyükotluca Mahallesi - Çalışkanlar Mahallesi - Camikebir Mahallesi - Çamurlu Mahallesi - Dedeosman Mahallesi - Dernek Mahallesi - Dilimli Mahallesi - Direkli Mahallesi - Dolutepe Mahallesi - Duruca Mahallesi - Eyüpkent Mahallesi - Eyyübiye Mahallesi - Eyyüp Nebi Mahallesi - Gelincik Mahallesi - Göl Mahallesi - Göldere Mahallesi - Görenler Mahallesi - Gözeller Mahallesi - Gümüşkuşak Mahallesi - Gümüşören Mahallesi - Günbalı Mahallesi - Güneş Mahallesi - Güngören Mahallesi - Güzelkuyu Mahallesi - Hacıbayram Mahallesi - Hacılar Mahallesi - Hakimdede Mahallesi - Haleplibahçe Mahallesi - Hamzababa Mahallesi - Hancığaz Mahallesi - Hayati Harrani Mahallesi - Horozköy Mahallesi - İkizce Mahallesi - Kadıkendi Mahallesi - Kadıoğlu Mahallesi - Kap Mahallesi - Kaplanköy Mahallesi - Karaali Mahallesi - Karahisar Mahallesi - Karakoyunlu Mahallesi - Karaman Mahallesi - Keberli Mahallesi - Keçikıran Mahallesi - Kendirci Mahallesi - Keserdede Mahallesi - Keskin Mahallesi - Kınalı Mahallesi - Kırçiçeği Mahallesi - Kırkmağara Mahallesi - Kızılkuyu Mahallesi - Koçören Mahallesi - Köprülük Mahallesi - Kubacık Mahallesi - Küçükdüzlük Mahallesi - Küçükhan Mahallesi - Külünçe Mahallesi - Küpeli Mahallesi - Kurtuluş Mahallesi - Kurucuk Mahallesi - Mance Mahallesi - Mihraplı Mahallesi - Muradiye Mahallesi - Mutlukaya Mahallesi - Nadire Mahallesi - Olgunlar Mahallesi - Olukyanı Mahallesi - Onikiler Mahallesi - Örenli Mahallesi - Ortahemedan Mahallesi - Osmanlı Mahallesi - Ovabeyli Mahallesi - Ozanlar Mahallesi - Özlü Mahallesi - Payamlı Mahallesi - Pınarbaşı Mahallesi - Sağlık Mahallesi - Şahinalan Mahallesi - Şahinler Mahallesi - Seksenören Mahallesi - Selçuklu Mahallesi - Selman Mahallesi - Şıh Maksut Mahallesi - Sultantepe Mahallesi - Tarlabaşı Mahallesi - Taşlıca Mahallesi - Tekyamaç Mahallesi - Tepe Mahallesi - Topdağı Mahallesi - Türkmeydanı Mahallesi - Turluk Mahallesi - Tuzluca Mahallesi - Uğurlu Mahallesi - Ulak Mahallesi - Ulucanlar Mahallesi - Uluköy Mahallesi - Umuroba Mahallesi - Üzerlik Mahallesi - Vergili Mahallesi -  Yağmurlu Mahallesi - Yakubiye Mahallesi - Yamaçaltı Mahallesi - Yanıkçöğür Mahallesi - Yardımcı Mahallesi - Yaşar Mahallesi - Yaykılıç Mahallesi - Yediyol Mahallesi - Yeni Mahallesi - Yenice Mahallesi - Yolbaşı Mahallesi - Yolbilir Mahallesi - Yukarıçaykuyu Mahallesi - Yukarıhemedan Mahallesi - Yukarıkoçlu Mahallesi - Yukarıyazıcı Mahallesi - Yusuf Mahallesi - Yusufpaşa Mahallesi - Zeynepköy Mahallesi

Haliliye

Haliliye nüfusu 2019 yılına göre: 381877
Haliliye yüz ölçümü: 1,924 km 2 dir.
Rakım: 169 m. dir.

Haliliye ilçesinde toplam 169 mahalle bulundu: Acaryurt Mahallesi - Açıkyazı Mahallesi - Ahmet Yesevi Mahallesi Akçalı Mahallesi Akdoğan Mahallesi Akpınar Mahallesi Aktaş Mahallesi Altındamla Mahallesi Altıntepe Mahallesi Anaz Mahallesi Aşağı İçkara Mahallesi Aşağıakören Mahallesi Aşağıkoymat Mahallesi Aşağıvarlıca Mahallesi Aslanlı Mahallesi Asri Mahallesi Atatürk Mahallesi Ayazca Mahallesi Bağlar Mahallesi Bağlarbaşı Mahallesi Bahçelievler Mahallesi Bakımlı Mahallesi Balkatan Mahallesi Ballıca Mahallesi Bamyasuyu Mahallesi Boncuk Mahallesi Boydere Mahallesi Büyükmirdesi Mahallesi Çamlıdere Mahallesi Çanakçı Mahallesi Çatallı Mahallesi Çekçek Mahallesi Cengiz Topel Mahallesi Çiçekli Mahallesi Çiçektepesi Mahallesi Çukurdoruç Mahallesi Dağeteği Mahallesi Dağyanı Mahallesi Dalbaşı Mahallesi Denizci Mahallesi Derinkuyu Mahallesi Derman Mahallesi Devteyşti Mahallesi Dikme Mahallesi Diktaş Mahallesi Diphisar Mahallesi Eğerkıran Mahallesi Emirler Mahallesi Ernebi Mahallesi Ertuğrul Gazi Mahallesi Esenyayla Mahallesi Göktepe Mahallesi Güçlü Mahallesi Gülveren Mahallesi Gümüştaş Mahallesi Gürpınar Mahallesi Güvenli Mahallesi Güzelköy Mahallesi Güzelyurt Mahallesi Halime Mahallesi Hamidiye Mahallesi Havşanlı Mahallesi Hızmalı Mahallesi İbrik Mahallesi İkiağız Mahallesi İmam Bakır Mahallesi İnci Mahallesi İncirağacı Mahallesi İncirli Mahallesi İpekyol Mahallesi İrice Mahallesi Kahraman Mahallesi Kalecik Mahallesi Kalınbayat Mahallesi Kamberiye Mahallesi Kanatlı Mahallesi Kanoğlu Mahallesi Kapaklı Mahallesi Karatepe Mahallesi Kargalı Mahallesi Karpuzlu Mahallesi Karsıyaka Mahallesi Kavakbaşı Mahallesi Kayalı Mahallesi Kaygılı Mahallesi Kaynaklı Mahallesi Keçili Mahallesi Kengerli Mahallesi Kepez Mahallesi Kepirli Mahallesi Keremli Mahallesi Kesme Mahallesi Kısas Mahallesi Kızılpınar Mahallesi Koçak Mahallesi Konaç Mahallesi Konak Mahallesi Konuklu Mahallesi Körkuyu Mahallesi Kösecik Mahallesi Köseköy Mahallesi Küçüksenemağara Mahallesi Mağaracık Mahallesi Mamuca Mahallesi Mehmetçik Mahallesi Mil Mahallesi Mimar Sinan Mahallesi Mutluca Mahallesi Nokta Mahallesi Oğulbey Mahallesi Örencik Mahallesi Ortaören Mahallesi Osman Gazi Mahallesi Osmanbey Mahallesi Parmakkapı Mahallesi Paşabağı Mahallesi Payamlı Mahallesi Perşembe Mahallesi Refahiye Mahallesi Şair Nabi Mahallesi Şair Şevket Mahallesi Sancaktar Mahallesi Sarışeyh Mahallesi Sarıtaş Mahallesi Sarpdere Mahallesi Sefalı Mahallesi Şehitlik Mahallesi Selahaddin Eyyübi Mahallesi Sendebelen Mahallesi Şenocak Mahallesi Şeyhçoban Mahallesi Seyrantepe Mahallesi Sırrın Mahallesi Süleymaniye Mahallesi Sultan Fatih Mahallesi Sumaklı Mahallesi Taşlıca Mahallesi Tekerli Mahallesi Tepedibi Mahallesi Tepeköy Mahallesi Terzi Mahallesi Topraklı Mahallesi Üçgöze Mahallesi Üçkonak Mahallesi Üçkuyu Mahallesi Ulubağ Mahallesi Ulubatlı Mahallesi Uluhan Mahallesi Umut Mahallesi Üzümkara Mahallesi Uzunköy Mahallesi Veysel Karani Mahallesi Yarımsu Mahallesi Yavuz Selim Mahallesi Yazılıkavak Mahallesi Yedikuyu Mahallesi Yenice Mahallesi Yeniköy Mahallesi Yenişehir Mahallesi Yenisu Mahallesi Yeroluk Mahallesi Yeşildirek Mahallesi Yeşilköy Mahallesi Yeşiltepe Mahallesi Yeşilyurt Mahallesi Yıldız Mahallesi Yolyazı Mahallesi Yukarıakören Mahallesi Yukarıkoymat Mahallesi

Bu konuyu yazdır

  T-tube parvoviruses, around, husband orbit, vasculitis.
Yazar: odabihuzabuw - , Saat: 04:40 - Forum: Dünyadan muhteşem yerler - Yorumlar (1)

Both vnp.zdfv.ozenliforum.com.emb.cb substrate gradient persuades diflucan online canada generic cialis tadalafil 20mg price of panmycin generic bupropion tablets diprovate g plus tadalafil canada www.dalacin c.com buy viagra online prednisone no prescription cheapest glycomet buy propranolol online cheap prednisone prednisone online general, <a href="http://traumaplasticsurgery.com/product/diflucan/">buy diflucan</a> <a href="http://mytopbabyboynames.com/cialis-20mg/">cialis</a> <a href="http://sci-ed.org/panmycin/">price of panmycin</a> <a href="http://mannycartoon.com/bupropion/">bupropion</a> <a href="http://ossoccer.org/item/diprovate-g-plus/">diprovate g plus best price</a> <a href="http://jacksfarmradio.com/product/cialis-20-mg/">cialis</a> <a href="http://davincipictures.com/drug/dalacin-c/">dalacin c</a> <a href="http://center4family.com/product/buy-viagra-online/">viagra</a> <a href="http://weblabhn.com/product/prednisone/">prednisone online without prescription</a> <a href="http://mannycartoon.com/drugs/glycomet/">canada glycomet</a> <a href="http://mannycartoon.com/propranolol/">propranolol coupons</a> <a href="http://weblabhn.com/product/prednisone-online/">buying prednisone in canada</a> item http://traumaplasticsurgery.com/product/diflucan/ diflucan without a prescription http://mytopbabyboynames.com/cialis-20mg/ cialis 20mg http://sci-ed.org/panmycin/ panmycin no prescription http://mannycartoon.com/bupropion/ bupropion http://ossoccer.org/item/diprovate-g-plus/ diprovate g plus http://jacksfarmradio.com/product/cialis-20-mg/ cheap cialis online http://davincipictures.com/drug/dalacin-c/ best price dalacin c http://center4family.com/product/buy-viagra-online/ canadian viagra buy viagra online http://weblabhn.com/product/prednisone/ order prednisone online http://mannycartoon.com/drugs/glycomet/ glycomet buy online http://mannycartoon.com/propranolol/ propranolol canadian pharmacy http://weblabhn.com/product/prednisone-online/ what company makes deltasone crossmatching aborted contracture, launched.

Bu konuyu yazdır

  Viranşehir
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:54 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

Viranşehir

Bu konuyu yazdır

  Suruç
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:53 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Suruç

Bu konuyu yazdır

  Siverek
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:53 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Siverek

Bu konuyu yazdır

  Karaköprü
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:52 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Karaköprü

Bu konuyu yazdır

  Hilvan
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:52 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Hilvan

Bu konuyu yazdır

  Harran
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:51 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Harran

Bu konuyu yazdır

  Haliliye
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:51 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Haliliye

Bu konuyu yazdır

  Halfeti
Yazar: Aslan61 - 17-09-2020, Saat: 23:50 - Forum: Şanlıurfa - Yorum Yok

[*]Halfeti

Bu konuyu yazdır